YAZARLAR
Şeytanın Saptırması
“İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın! dedi.” (1) Âyet-i kerime şeytanın insanları saptırması hakkında net bilgi içeriyor.
Allah Teâlâ, insanlığın atası Hz. Âdem’in (a.s.) yaratılışının ardından meleklerden onun önünde saygı ile eğilmelerini istedi. Melekler bu emre uydular. Ancak İblis’in, “onu topraktan beni ateşten yarattın, ben ondan hayırlıyım” diyerek emri yerine getirmekten kaçınması ile ilahi rahmetten kovuldu. İblis de Hz. Âdem ve zürriyetinden bunun intikamını almak üzere süre istedi ve aldı. Bunun üzerine İblis, meydan okuyarak insanları doğru yoldan saptırmak üzere önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokularak doğru yoldan saptıracağını söyledi. (2)
Bu konunun anlatıldığı ayetlerde şeytanın iki itirafı bizim açımızdan önemlidir: Birincisi ihlas ve samimi kulları karşısında çaresizliğidir. (3)
İkincisi her insanın zayıf noktasını bulup oradan ayartacağına dair taktiğidir. (4) Nitekim Hz. Âdem’in ölümsüzlük duygusuna sahip olduğunu keşfetmiş ve yasak ağaca yönlendirerek bunun üzerinden saptırmıştır. Çünkü “ölümsüzlük” insanda en köklü duygulardan birisidir. Hz. Âdem ve Hz. Havva’yı, bu ağaçtan yemeleri hâlinde ölümsüzleşeceklerine dair vermiş olduğu vesvese ile kandırmıştır. (5) O sebeple her insanın bir zaafı vardır, bu zaaf onun sınavıdır. İblis, bunu bilir ve onu kullanır. Herkes kendisinin bu yönüne bakmalı ve o konuda dikkatli olmalıdır. Esasen günümüzde insanlarda öne çıkan zaaflar şehvet, para, makam ve fitnedir. Şehvetin yönetimi iffet ile, paranın yönetimi kanaat ve cömertlik ile, makamın yönetimi adalet ve tevazu ile, fitnenin yönetimi “insanlar hakkında hüsn-i zan” ile sağlanabilir ve şeytanın entrikaları boşa çıkarılabilir.
Şeytanın dört cihetten gelmesi nasıl olur? Bu konuda müfessirlerin farklı izahları olsa da genel anlamda onun insanları her taraftan kuşatmak üzere bir çaba içinde bulunacağı şeklinde anlaşılmıştır. Buna göre önlerinden ve arkalarından gelmek dünyevileşmeye teşvik etmesi, ahireti önemsizleştirmeye çaba sarf etmesidir. Zira ahiret insanın önündedir. Şeytan verdiği vesveselerle önündeki ahireti perdeler. İnsanın gerçek mutluluğu ahirette değil gerisinde olan dünyada yaşayacağına inandırmaya çalışır. Sağ taraftan gelmesi iyiliklerden uzaklaştırmak, sol taraftan gelmesi de kötülüklere giden yolu süsleyip ayartma çabasını ifade eder.
Doğrusunu en iyi Allah bilir.
(1) A‘râf suresi, 7:16-17.
(2) Bakara suresi, 2:34; Hicr suresi, 15:32-42; Sâd suresi, 38:72-83.
(3) Hicr suresi, 15:39-40; Sâd suresi, 38:82-83.
(4) Furkan suresi, 25:43; Casiye suresi, 45:23; Hicr suresi, 15:39.
(5) A‘râf suresi, 7:20; Taha suresi, 20:120.
