Geçmişin Tatil Ruhu, Günümüze İlham Olsun
traveler car with roof rack and things in retro style on mountains background
Tatil mevsimi yaklaşıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Seyahat edin, sıhhat bulursunuz.” Bu hadis-i şeriften yola çıkarak, yolculuğumuzu ve tatilimizi nasıl İslami kültürel ölçülere göre şekillendirebiliriz ve keyifli hâle getirebiliriz?
- ARKA PLAN
- 7 Temmuz 2025
Azime Danışan
Tatile çıkarken öncelikle niyet edelim. Allah’ın rızasına uygun yolculuk yapmayı, sıla-i rahim yapmaya, kültürümüze, tarihimize, değerlerimize tanıklık edecek bir yolculuğu niyet edelim. Ailemizle, kardeşlerimizle yola çıktığımızda, yolculuğun selametle geçmesi için dua edelim.
Yolcunun duası, çok kıymetlidir. Çünkü duası kabul edilir. Hz. Musa (a.s.)’ın Hızır (a.s.) ile yolculuğunu hatırlayalım. Sabır ve tahammül azığımız olsun.
“Tebdil-i mekânda ferahlık vardır” demiş atalarımız. Bulunulan mekânı değiştirmenin, bir yerden başka bir yere gitmenin insanı rahatlatacağını ve huzur vereceğini belirten atalarımız, yeni yerler görmenin, farklı insanlarla tanışmanın önemine bu ifadeyle dikkat çekmişlerdir. “İnancımıza, kültürümüze, dilimize, ümmete nasıl katkı sağlayabilirim, faydalı olabilirim?” düşüncesi yolculuğumuz ve tatilimizde hâkim olmalı. Geçmişten örneklerimizi unutmayalım. Bu davaya hizmet etmiş olan rahmetli büyüklerimizi rahmetle yâd ediyoruz.
Değişmen Tatil Anlayışı
Geçmişlerimizin “tatil” anlayışı çok farklıydı. Onlar için sıla-i rahimde bulunmak, özlem ve hasret gidermek, tatilin ana hedefiydi. Vatanda bekleyenlere hediyeler alınır, çantalar çikolatalar ile doldurulurdu.
Hazırlıklar, çoluk-çocukla birlikte, bir tatil bile olsa, dolu dolu yapılırdı. Gazeteden alınmış “yol haritası” ile yola çıkılır, yerleri, illeri, bölgeleri tanımak, öğrenmek için. Arabalarla ailece ve aile dostlarıyla birlikte 2-3 gün sürecek olan uzun, zahmetli yolculuk böylelikle başlardı.
Yolculuk esnasında otellerde konaklama alışkanlığı da yoktu, bir an evvel vatana, baba evine kavuşmanın heyecanı ve kaygısı hâkimdi. Çocuklar arabanın içinde uyusun diye şoförler mola sırasında dışarıda uyurdu ve anneler sıcak tarhana çorbası pişirirdi, çay demlerdi.
Vatana kavuşmak, ezanı duymak ayrı bir heyecandı. Zorlu yolculuk geride kaldığında, artık vuslat zamanı idi.
Büyüklerin elleri öpülür, sıla hatıraları tazelenirdi. Düğün dernekler genellikle tatil döneminde yapılırdı. Böylece gurbette yaşayan akrabalar da iştirak ederdi. Ailenin en yakınlarına kumaş basma alınırdı, veren ve alan mutlu olurdu.
Yurtdışında yaşayan gurbetçilerimizin etrafında toplanırdı ev halkı. Yolculuk, yaşam şartları hakkında konuşulur, vatandaki yakınların merakları giderirlerdi. Böylece sohbet, muhabbet ortamı oluşurdu. Misafirlere ev yapımı vişne suyu veya ayran ikram edilirdi. Yer sofrası kurulurdu ve muhabbetle yemek yenirdi. Domates, salatalık, peynir, yumurta, zeytin, tereyağı, taze fırında pişmiş köy ekmeği, bahçeden toplanan incirler ikram edilirdi.
Tatil dönemi aynı zamanda cami cemaatine katılımın yoğunlaştığı dönemdi. Gençler büyüklerle birlikte camiye giderdi. Bu uygulamalar, “birlik – ümmet – hizmet – aidiyet” şuurunu kazandırırdı.
Yurtdışında ezandan mahrum kaldıkları için ezanın kıymeti anlaşılırdı vatana gelindiğinde. Huzur içinde ezanı dinlemek, camiye cemaatle katılmak, imanlı nesil yetiştirmenin gayreti içindeydiler. İlk nesil kültür elçiliği görevlerini ziyadesiyle yerine getirdiler, aile bağlarına önem ve değer verdiler. Çocuklarına aile ve vatan sevgisi aşılanmış oldular.
Tatilde Ne Yapabilirim?
Tatil, izin planı yaparken, ilk önce akraba ve dostlarımıza gidelim, onlar hüznümüzü de, sevinçlerimizi de paylaşacak olanlardır (Nisâ suresi 4:36). Sonrasında ailemiz ile birlikte planlar yapabilir, imkânımız varsa, kültürel faaliyetlere katılabiliriz (örneğin ebru, hat vb. kursları).
Yola çıkmadan önce hazırlık amacıyla kitaplar okuyabilir, gezeceğimiz beldelerle ilgili veya kültürel açıdan yardımcı olacak eserler, mesela Evliya Çelebi’nin hayatıyla ilgili olabilir. Tutacağımız notlar için kalem ve kâğıt almayı unutmamalıyız.
Mümkünse yöresel yemek tarifleri, yerinden, büyüklerden alabiliriz. Fatma teyzemizden, Ayşe ablamızdan tarifler almak, bizim hem kendi kültürel hafızamızı korumaya hem de bağlarımızı güçlendirmeye yol açacaktır.
Ayrıca yöremizin aksanı bizim zenginliğimizdir. Vâkıf olalım, merak edelim ve sahip çıkalım. Mesela Osmanlı Türkçesini öğrenebiliriz. Tarihi müzeleri, binaları, mezarları veya beldeleri ziyaret edebiliriz. Memleketimizin, dört mevsim güneş görmüş baharatlarını araştırabilir, alabiliriz. Tarla ve bahçelerdeki mevsim sebzelerinin tarım usullerini seyredebiliriz.
Gezdiğimiz beldelerin camilerinde vakit veya mescit namazı kılabilir, secde izi bırakabiliriz. Gökyüzünü, yeryüzünü, doğayı, denizleri, nehirleri, hayvanları, nebatatları temasa ederken bu ayeti hatırlayalım: “Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın.” (Ali İmrân 3:191).
İyi Tatiller
Kaynakça:
Feyizli, Hasan Tahsin: “Feyz´ul kuran” Server Yayınları. 9.Baski. İstanbul: 2020.