Dünya Bize Emanet

Dünya Bize Emanet

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG), 16-22 Eylül tarihlerini “Emisyonsuz Hafta – Çevre Bilinciyle Cami Yolunda” olarak ilan etti ve herkesi bu hafta camiye yürüyerek, bisikletle ya da araç kullanmayarak gelmeye davet etti. Peki çevre bizim için ne anlam ifade ediyor?

  • HAYAT
  • 17 Eylül 2025
  • 1510

İslam’da çevre anlayışı, sadece fiziki doğayla sınırlı değildir; imanla, ahlakla ve toplumla iç içe geçmiş bir sorumluluktur. Allah, insanı dünyada bir halife olarak yaratmıştır; bu halifelik, doğanın dengesiyle, canlıların haklarıyla ve gelecek nesillerin hakkıyla ilişkili bir yönetimdir. Kur’an’da ve Peygamber Efendimizin sünnetinde bu sorumluluğun izleri net biçimde görülür.

HER CANLI BİR DEĞERE SAHİPTİR

Her bitki, her varlık Allah’ın yarattığı bir mucizedir; her canlı bir değere sahiptir. İslam’da örneğin hayvanlara karşı merhamet ve şefkat, yalnızca güzel sözlerde kalmayan; Peygamber Efendimiz’in yaşantısı, sünneti ve hadisleriyle sürekli biçimde hatırlatılan bir sorumluluktur.

Hz. Muhammed (s.a.v.), hasta, susuz, aç kalmış hayvanlara merhamet gösterilmesini teşvik etmiş; hayvanlara zulmetmekten, onları yük altında bırakmaktan sakındırmıştır. Bir hadiste şöyle geçer: Yolculuk eden bir adam susuz kalır, sonra bir kuyu bulur. Susuzluğunu giderdikten sonra kuyudan çıkar, orada dili dışarıda toprak yalayan bir köpek görür. “Bu köpek de benim kadar susuz” diyerek tekrar kuyuya iner; ayakkabısını suyla doldurup köpeğe su verir. Bu davranışı için Allah ondan razı olur, günahlarını bağışlar.

DENGEYİ KORUMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ

Öte yandan İslam bitkilere, çevreye verilen değeri doğanın dengesi üzerinden ortaya koyar. Kâinatın işleyişinde pek çok sistem vardır: su döngüsü, mevsimler, bitkilerin, hayvanların ve insanın birbiriyle olan ilişkisi v.b. Tüm bunlar Allah’ın “mizan” prensibi çerçevesinde kurulmuştur. İnsan bu düzeni bozacak her türlü davranıştan kaçmakla yükümlüdür. İsrafı, aşırı tüketimi, toprağın, havanın ya da suyun kirletilmesini engellemek de bu düzeni koruma iradesinin göstergesidir.

İslam’da ayrıca emanete riayet etmek çok önemlidir. Doğa, göl, orman, su kaynakları, bitki ve hayvanlar Allah’ın insanlara emanetidir. Bu emaneti korumak, onu gelecek nesillere eksiksiz teslim etmek müminin hem bireysel hem de toplumsal görevidir. Bir hükûmet, bir toplum ya da birey, sadece bugünün kazancını düşünerek doğayı tahrip etmemelidir; yapılacak yıkım, hem insanlığa hem de doğaya zarar verir.

YAZARLAR | 14 Mart 2022 İsraf ve Savurganlık

TEMİZLİK İMANDANDIR!

Temizlik İslam’da büyük bir erdemdir; çevresel temizlik de bunun parçasıdır. Peygamber Efendimiz çevreyi pislikten uzak tutma, yol kenarlarını, su çeşmelerini temiz tutma gibi alışkanlıkları teşvik etmiştir. Çöp, atık, toprak ve su kirliliği gibi konularda dikkatli olmak; doğal kaynakları dengeli kullanmak, hem dinin öğrettiği adalet anlayışıyla hem de yaratılışı korumakla ilgilidir.

İslam aynı zamanda ölçülü olmayı öğütler. İhtiyaçtan fazlasını tüketmemek; tarımda, şehirleşmede, sanayide doğanın sınırlarını zorlamamak; gereksiz yer kaplamamak, doymadan tüketmemek gibi erdemler çevreyle dost bir yaşam tarzının parçasıdır. Doğa, sadece bir kaynak değil; döngüleri, canlı türleri ve ekosistemlerle birlikte insanlığın da içinde yer aldığı büyük bir yapı olarak görülür.

Sonuç olarak İslam’da çevre korumacılığı yüzeysel bir ideoloji değil; imanla, ahlakla, toplumla ve gelecek nesillerle ilişkili kutsal bir görevdir. Mümin, doğayı tahrip etmek yerine korumayı seçmeli; ölçülü olmalı, emanetten ve adaletten ayrılmamalıdır. Böylece çevre hem bugünün hem yarının insanları için yaşamaya elverişli, huzurlu ve dengeli bir yer olmaya devam eder.