YAZARLAR
Artık Nefret Suçu İşlemek Zorundayım
Ne zaman başta Alman gazetelerini okusam, televizyonlarına ne zaman baksam, sosyal medyadaki gönderileri ne zaman takip etsem içimde bir nefret yanardağı fışkırıyor. Biliyorum, nefret suçu Almanya’da en ağır suçlardan birisi. Hele bu suçu İsrail hükümetini eleştirirken (ki bunun suç olduğuna sadece Alman kafası karar verebilir) işlerseniz, vay geldi başınıza. Aynı ülkede Müslümanlara karşı işlenecek nefret suçunun, işlenmiş olmasının tespiti bir yana, bu suçların polis kayıtlarına geçebilmesi ve bunun hükümet tarafından bir rapor hâline getirilmesi bile büyük bir siyasal problem olarak karşımıza çıkıyor. Nancy Faeser isimli eski İçişleri Bakanına bu konuda hazırlattığı raporu nasıl yedirttiler biliyorsunuz.
Ama meselemiz o değil.
Benim nefret suçu işlememin sebeplerinden birisi, Başbakan Merz’in Türkiye’ye yaptığı ziyaret ile ilgili. Yanlış anlamayın ne sayın Merz’e ne de Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’a bir laf söyleyecek değilim. Aksine her ikisine de niye bu kadar geç kalıyorsunuz diye kızıyorum.
İşte benim kafamı attıran bu ziyaret ile ilgili Alman medyasının dili. Adamlar (kadınlar da buna dahil tabii ki) ne kadar Almanya’da yasal olarak söylenebilecek hakaret suçu varsa (biliyorsunuz, Erdoğan’a hakaret etmek için yasa değiştirdiler) işlemekten zevk aldıkları gibi Filistinli esirlere tecavüz eden İsrailli savcıya da bindirmezler mi? Neymiş, bir de o tecavüz olayı tecavüz değilmiş, sadece, yapılmaması gereken gözden kaçmış bir şeymiş.
Böyle olunca, Allah aşkına, şimdi ben niye hakaret suçu işlemeyeyim siz bana yol gösterin.
Adamlar, kendilerini üstün görmeye alışmış deyip geçecektim ki, Sudan’da şu Hızlı Destek Kuvvetleri cinayet şebekesine karşı takındıkları tavır ile New York (City) Belediye Başkanı Mamdani’ye karşı kullandıkları dil de beni çileden çıkarmaya yetti.
Bakın, eskiden Cancevid denilen bu Hızlı Destek Kuvvetleri Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el Beşir tarafından kontrol altına alındığında “İnsanlığa karşı suç işleyen cinayet örgütü” ilan edildi. El Beşir Sudan dışına çıkamaz oldu. Bir komutanları da, dava o zamandan kaldığı için “mahkum edilmek” zorunda kalındı.
Lakin gel zaman git zaman derken, bu Cancevid haydutları Ortadoğu’da Trump’ın en sevdiği 3 ülke ile işbirliği yapınca kahraman oldu. Avrupa Birliği, Ömer El Beşir’i “İnsanlığa karşı suç işleyen kişi” olarak ilan etmesine rağmen bu işbirliği sonrasında bu Cancevid’lerle Avrupa’yı koruma anlaşması yaptı. Dünyanın parasını verdi. Bölgedeki altın madenlerini yağmalayıp pazarlamasına yol verdi. Şimdi binlerce kişiyi öldürmelerine rağmen terör örgütü falan ilan dahi edemiyorlar.
Hadi siz söyleyin ben bunlardan nefret etmeyeyim de sevgi gösterisi mi yapayım?