Meclis Âdâbı-1

Meclis Âdâbı-1

“Ey İnananlar! Size ‘Meclislerde yer açın’ denilince açın ki Allah da size genişlik versin. Size, ‘kalkın’ denilince de kalkın…” (Mücâdele suresi, 58:11).

İnsanların bir araya gelip sohbette bulundukları, oturup konuştukları mekânlara meclis denir. Hadiste geçtiği üzere meclisler üç gruptur: 

Birincisi, günah ile işi olmayanlar, ikincisi, bir iyiliği hâkim kılmak ya da bir kötülüğü engellemek üzere toplananlar, üçüncüsü de helâke götürenlerdir. 

Müminler, üçüncü gruptaki meclislerde ancak oradakileri kötülükten vazgeçirmek için bulunabilirler.  

Meclislerin âdâbı vardır. Bunlardan bir kısımı Kur’ân ve Sünnette anlatıldığı gibi bir kısmı da örf adete göre şekillenmektedir. Bunları şöyle özetlemek mümkündür:

– Meclise selam vererek girilmeli, davetli olmayan izin istemelidir. Safvan b. Ümeyye’nin Hz. Peygambere sebze türünden bir şeyler gönderdiği arkadaşı onun huzuruna selam vermeden dalınca Hz. Peygamber kendisine, “geri dön ve önce selam ver sonra izin iste” diye uyarmıştır. Yine bir hadisinde, “bir meclise varan selâm versin, oradan ayrılırken selâm versin.” buyurmuştur. Selamlaşmak karşılıklı sevgiyi arttırdığı gibi  hayra ve berekete de vesile olur. Meclise toplu halde gelenlerden birisinin selam vermesi yeterli olduğu gibi içerideki topluluktan bir kişinin alması da kâfidir.

– Meclis adabı ile namaz için camide cemaate girme âdâbı birçok açıdan birbirine benzer. Çünkü insanların kalabalık olduğu yerlerde dikkat etmeleri ve diğer insanlara rahatsızlık vermemeleri gereken hususlar vardır. Mesela mescide ve meclise / toplantıya gelirken temizliğe riayet etmek, güzel koku sürünmek, insanlara rahatsızlık veren koku yapan yiyeceklerden kaçınmak bunlar arasında sayılabilir. 

– Şayet ortam uygun ise mecliste olanlarla tokalaşmak (musafaha) ya da kucaklaşmak sünnettir. Hz. Peygamberin karşılaştığı kişilerle toka yaptığı, kucaklaştığı  ve bunları da teşvik ettiği bilinmektedir. Şöyle buyurur: “İki müslüman karşılaştıklarında el sıkışırlarsa daha ayrılmadan önce bağışlanmış olurlar.” Şayet örfen eli öpülecek kişilerden büyükler varsa onların elini öpmek de sünnettir. Abdullah b. Ömer (r.a.) Hz. Peygamber’in elini öpmüştür. Ancak meclisteki etkinlik başlamış ise dikkati dağıtmamak için bu tür uygulamalar terk edilebilir ya da meclisin sonuna ertelenebilir.

En doğrusunu Allah bilir.