YAZARLAR
Ateşkesin Üzerine Yağan Bombalar
Gazze’de umutla beklediğimiz ateşkes ilan edildiği gün bile bombalar durmadı. Gazze‘deki, katliam tüm dünyanın gözleri önünde devam ediyor. Birkaç güne bir İsrail ordusunun 10 Ekim’de imzalanan anlaşmayı açıkça ihlal ederek çeşitli bölgelere saldırılar düzenlediği ve yine Filistinlerin hayatını kaybetmeye devam ettiğinin haberleri geliyor bölgeden. Yaşananlar maalesef bir yandan yapılan ateşkesi sorgulatırken bir yandan da uluslararası hukukun ağırlığını sorgulatıyor. Bugün Gazze’de yaşananları “istisna” olarak tanımlayabilecek kimse kalmadı. Bu bir istisna değil; sistematik, sürekli ve ısrarlı bir sivil hedefleri alma pratiği. Bu bakımdan Filistin hükûmetinin yaptığı ‘acil uluslararası müdahale’ çağrısı, aslında sadece diplomatik bir talep değil; geç kalmış bir insanlık borcunun hatırlatılmasıdır.
İngiltere’de Tanımsız İslamofobi
İngiltere’de açıklanan son veriler, Müslümanlara yönelik nefret suçlarının bir yılda yüzde 20 arttığını gösteriyor. Ancak ülkede hâlâ üzerinde uzlaşı sağlanmış resmî bir Müslüman karşıtlığı (İslamofobi) tanımı yok. İngiltere halkının önemli bir bölümünü oluşturan Müslümanlar, ayrımcılık ve hedef göstermeyi görünür kılacak en temel resmî bir tanımdan bile yoksun. Bu konuda hükûmetin kurduğu çalışma grubundan gelen rapor masada beklerken, giderek artan ayrımcılık Müslümanların hayatını daraltan yapısal bir sorun hâline geliyor, ülkede nefretin kurumsallaşması kolaylaşıyor.
Fransa’da İbadeti Radikallikle Eşitleyen Bir Zihniyetin Tehlikesi
Fransa’da yayımlanan son Ifop raporu, Müslümanların ibadet sıklığındaki artışı radikallik göstergesi olarak yorumlayarak yeni bir tartışma başlattı. Bu yaklaşım sadece akademik bir sorun değil; Avrupa’da İslam karşıtı söylemin giderek normalleştiğinin somut bir göstergesi. Bir insanın dinî duyarlılığının artmasını “radikalleşme” olarak okumak hem bilimsel ciddiyetten uzak hem de açık bir ön yargıdır.
Bugün yapılması gereken şey son derece net: Gazze’deki ateşkes ihlallerine karşı uluslararası mekanizmalar derhal işletilmeli. İngiltere’de İslamofobi’nin resmî tanımı hızla hayata geçirilmeli. Fransa’da dinî ibadetlere yönelik kriminalleştirici söylemler ve zihniyetle mücadele edilmeli.
Müslümanların güvenliği ve onuru, dünyanın herhangi bir yerindeki bir vatandaşın güvenliği ve onurundan daha değersiz değildir. Bu kabul edilmediği sürece ne barışın kapısı aralanır ne de adaletin anlamı korunur.
Avustralya ve Japonya’da Ümmet Ruhu
Öte yandan Avustralya ve Japonya bölgelerimizde temaslarda bulunduk. Her iki bölgemizde de kıymetli idarecilerimizle bir araya geldik, Avustralya’da Ahde Vefa programlarına katıldık, İlim Koleji’nin kampüslerinde yürütülen nitelikli eğitim çalışmalarını yerinde görmek bizlere büyük bir memnuniyet verdi. Japonya programımızda ise Nagoya’daki Tusushima Ayasofya Camimizin geleneksel 4. Aileler Günü’ne katılarak hem toplumsal dayanışmanın hem de kültürel zenginliğin güzel bir örneğine şahit olduk. Türk–Japon Dayanışmasının 135. yılı anısına Nagoya Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen yürüyüş etkinliğinde, Avustralya teşkilatımızın mehter takımının da katılımıyla oluşan atmosfer, dostluk ve kardeşliğin evrensel dilinin en güzel tezahürüydü.
Melbourne’de cuma namazında ICMG Meadow Heights Camii’nin sıcak atmosferinde cemaatimizle buluşmak ve Nagoya’da Tusushima Ayasofya Camii’nde cemaatimizle birlikte eda ettiğimiz cuma namazı bu coğrafyalarda kurduğumuz gönül köprülerinin ne kadar köklü olduğunu bir kez daha hatırlatırken, ümmet olmanın güzelliğini derinden hissettik.