Fransa’da Normalleşen Ayrımcılık: Asıl Tehlike Müslümanlara Değil, Demokrasiye

Fransa’da Normalleşen Ayrımcılık: Asıl Tehlike Müslümanlara Değil, Demokrasiye

Avrupa’da İslam karşıtı eğilimler artık dönemsel bir tartışma konusu değil; kurumsal, siyasi ve toplumsal boyutları olan derin bir iklime dönüşmüş durumda. Son haftalarda Fransa’da yaşanan gelişmeler bu eğilimin farklı yüzleri ve yansımaları. Fransa Ombudsmanlığı’nın “Dine Dayalı Ayrımcılıklar” raporu, Müslümanların yıllardır anlattığı ama çoğu zaman duyulmayan bir gerçeği artık rakamlarla gösteriyor. Rapora göre ayrımcılığı büyüten en önemli unsur, siyaset ve medyanın sürekli tekrarladığı “damgalayıcı söylemler.”

Tam bu tartışmalar sürerken, aşırı sağcı bir siyasetçinin Strazburg’daki Eyüp Sultan Camii önünde çektiği içeriği yanlış bilgi ve asılsız iddialarla dolu videosu gündeme düştü. Aşırı sağın bu tutumu, sadece seçim dönemlerine özgü bir strateji değil artık; maalesef yapısal bir hedef gösterme pratiği hâline dönüştü.

Senato’nun İslamofobik Raporu

Bu olayın üzerinden birkaç gün geçmeden, 29 Cumhuriyetçi senatörün hazırladığı 100 sayfalık rapor kamuoyuna sunuldu. Raporda 16 yaş altına başörtüsü yasağı, ramazanda oruç tutmanın “psikolojik şiddet” sayılması, başörtülü annelerin okul etkinliklerinden men edilmesi gibi hukukla bağdaşmayan -daha önceleri de Fransa’da uygulamalarına tanık olduğumuz- birtakım öneriler yer alıyor. Bunlara spor müsabakalarında tüm dinî sembollerin yasaklanması; vizelerin İçişleri Bakanlığı’na devredilmesi gibi maddeler de eklenince, ortaya Müslümanların  hayatına doğrudan müdahale eden bir paket çıkıyor. Hukukçulara göre, bu teklifler hem Fransız Anayasası’yla hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle çelişiyor. Yani mesele bir ideolojik tercih olmanın ötesinde, hukuki zeminden de kopuk.

Bilimselleştirilmiş Ön Yargılar

Tüm bu gergin atmosferde “Fransa’daki Müslümanlar arasında İslam ile İslamcılık ilişkisine dair net bir tablo sunduğunu” iddia eden ve geçen sayımızda da değindiğimiz Ifop anketinin da katkısı bulunuyor. Zira soruların formüle edilmesinden tutun da, verilerin ele alınışı, değerlendirilmesi ve hatta kimin talebiyle hazırlandığına dair pek çok soru işaretini barındıran yönleriyle tarafsız ve güvenilir bir anket olma profilinden uzak çalışma Fransa’daki ayrımcılığı bilimselleştirilmiş ön yargılar eşliğinde takdim ediyor. Neticede, ortaya çıkan şey bilimsel bir çalışmadan ziyade bir söylem mühendisliğine dönüşüyor.

Fransa’da Ombudsmanlık raporu, camiye yönelik provokasyon, Senato raporu ve Ifop anketi birbirinden bağımsız değil. Aksine birbirini büyüten kurumsal, siyasi, toplumsal ve “akademik görünümlü” bir mekanizma oluşturuyor. Ayrımcılık hem günlük hayatta, hem siyasette, hem hukuki düzlemde hem de bilim kisvesi altında yeniden üretiliyor.

Fransa modern demokrasinin öncü ülkelerinden biri. Fakat bugün yaşananlar, ülkenin kendi cumhuriyetçi ve demokratik mirasıyla çelişiyor. Müslümanları güvenlik tehdidi gibi sunan söylem ve uygulamalar, aslında Fransa’nın kendi değerlerini aşındırıyor. Bu yüzden Fransa Müslüman toplumunun endişesi sadece kendi özgürlükleriyle ilgili değil; ülkenin geleceği ve demokratik değerleriyle de ilgili. Çünkü nefret söylemi bir kez meşrulaştığında, toplumun tüm kesimlerini tehdit etmeye başlar. Müslüman toplumun beklentisi oldukça basit; ayrımcılığın sona ermesi, özgürlüklerin korunması ve insan onurunun siyasi polemiklere kurban edilmemesi. Bu talepler özünde birer lütuf değil, demokrasinin kurucu ilkeleri. Fransa bugün bir yol ayrımında duruyor ya evrensel temel insan haklarına dayalı değerleri önceleyecek ya da ön yargıların şekillendirdiği tehlikeli bir yolda ilerleyecek.

Camiler Açmaya Devam Edeceğiz

Fransa Strazburg Eyüp Sultan Camii’ne yönelik asılsız ithamlara karşılık Elhamdülillah  Müslümanların camiye olan desteği daha da arttı. Fransa’da bir camiye yönelik bunlar yaşanırken, Avrupa’nın farklı köşelerinde birçok camiye yönelik irili ufaklı saldırılar, tehditler vuku buluyorken Almanya’da Germersheim Camimizin açılışını yaptık. Avrupa’da camiler İnfak Kampanyası gibi kampanyaların da desteği ile, tüm tehditlere yıldırmalara rağmen günden güne daha güzel mekânlarda daha profesyonel çalışmalarıyla Müslümanlara hizmet etmeye devam ediyor. Katkısı ve bu yönde çabaları olan herkese yürekten teşekkür ediyorum.