YAZARLAR
Niçin İlim?
İslâmî öğretiye göre ilmin/bilginin peşinden koşmanın biricik amacı, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaktır. Eğitime dair Müslüman bilginlerin yazdıkları klasik eserlerde, bu tespite yer verildikten sonra hemen şu tür tespitlere yer verilir: Servet, makam, şöhret edinmek, büyük alim diye toplumda öne çıkmak, herkesin değer verip saygı gösterdiği biri olmak suretiyle böbürlenmek, tartışmalarda galip gelerek ve benzeri amaçlarla ilim elde etmeye çalışmak etik dışıdır; Allah’ın rızasını kazandırmaz.
Bu noktada şu soru sorulabilir: Allah’ın hoşnutluğunu edinme amacıyla, ilimle ilgilenme nasıl olur? Kısaca şöyle denilebilir: Allah’ın insana verdiği varlık potansiyelini ilimle/bilgiyle beslenerek geliştirmekle olur. Bilgiyle beslenmek ise, anlamlı öğrenmelerle gerçekleştirilebilir; birilerinin ürettiği malumatları ezberle yetinerek değil. İnsan, oluş hâlinde bir varlıktır. Var olma sürecini ömrünün sonuna kadar iyi işleterek insanî potansiyelini geliştirmek her bireyin görevidir, sorumluluğudur. Kişi, yaratılıştan sahip olduğu insanî yetileri geliştirdiği oranda insanlaşır. İnsanlaştığı oranda gerçekleri, hakikati doğru anlama imkânını elde eder; ilimle ilgilenmekten temel maksat budur. Böylece, hayatı, varlığı, olay ve olguları doğru anlamlandırır; kendi hayatını dolduracak tatmin edici anlamı bulur. Hayatını ona göre dizayn etmeye çalışır. İslâm’ı doğru anlayıp kendi dünyasına taşıyabilmesi böyle mümkün olur. Çünkü her Müslüman, insanî yetilerini geliştirdiği oranda İslâm’ı anlama çabasını verimli kılabilir; insanlaşma düzeyi oranında iyi bir Müslüman olarak Allah’ın rızasını kazanır. Değerini Allah’ın takdir etmesi, ona yeter; kendini ve yaptıklarını insanların takdir etmesine, alkışlamasına ve makama, önde olmaya vb. ihtiyaç duymaz. Bunlara varoluşsal nitelikte ihtiyaç duymaması, onları elde etmemesini gerektirmez. Talep eden değil talep edilen olarak, onurunu koruyarak onlarla buluşabilir; ama onlarla değer kazanmayı değil, onara değer katmayı düşünür. “Bana seni gerek seni” dediğinden, gerçek değerin nerede olduğunun bilincindedir.
Kendisi için öğrenme yerine not almak, diploma almak, birilerinin takdirini kazanmak gibi dışsal amaçlar için okumayı yıllarca sürdüren kişi, bunu karakter haline dönüştürebilir. Onun ilimle/bilgiyle ilgilenmesi için unvan almak, makam edinmek gibi dışsal amaçların olması gerekir. Okuduğunda, kendisi için okumadığından, bilgiyle beslenemez; insanlaşma sürecini ilerletemez. Öz varlığıyla tatmin olamadığından, servet, şöhret, makam gibi dış unsurlarla tatmin olma hevesiyle hayatını perişan eder. “Hevasını tanrı edinenleri gördün mü?” (Furkan suresi, 25:43)