YAZARLAR
Kendini Bilip Bulmak
Bilgiyle beslenerek yaratılıştan sahip olduğu insanî potansiyeli geliştirerek Allah’ın hoşnutluğunu kazanma amacına kilitlenen kişinin temel özelliklerinden biri de şu olsa gerek: Kendini bilme ve bulmaya çabalamak. İnsan oluş sürecini iyi işleterek kendi varlığını inşa eden özne olarak kendini tanımak, kendi değerini anlamak ister. Bu çerçevede nelere nasıl sahip olabildiğini ve olamadığını farkeder. Potansiyelinin neleri elde etmeye elverişli, neleri edinmeye yetersiz olduğunu anlayarak var olma yolculuğunu özenle sürdürür. Kazanımlarının bilincine vararak insan olmanın ne anlama geldiğini, işgal ettiği konumu, onun değerini kavrar. Allah’a minnettar kalır, şükreder. “Rabbinin lütfettiği nimetleri dile getir” (Duha suresi, 93:11) ayetinin gereğini yapar. Şükrün idrakiyle coşar; varoluş yolculuğunu bilinçle sürdürür.
İnsan olmanın değerini kavrama, kişide özsaygı oluşturur. Narsistleşmeden, kibirlenmeden kendini sevebilir. Özsaygısı geliştikçe kişi değersiz, kötü, yanlış, çirkin tutum ve davranışları kendine yakıştıramaz. Onlardan uzak durmak için titizlenir. Onun kendine saygı duyması, başkalarını küçümsemesine, aşağılamasına, hor görmesine, birilerinden nefret etmesine yol açmaz. Bilakis, başkalarının da insan olduğunu düşünür ve kendine saygı duyduğu gibi onların varlığına da saygı duyar. Yanlış, kötü, çirkin tutum ve davranışlardan nefret eder; ama onları failleriyle özdeşleştirmez. Tutum ve davranışlara duyduğu nefreti, faillerine transfer etmez. Onların elinden tutmak ister. Kimseden nefret etmeden kendine saygı duyması, özgüven duygusunu besler. Bu özgüven, her şeye gücü yeten Allah’a bağlı olma temeline dayanır. Haliyle onun özgüveni, kof bir deligözlülük, megalomanyaklık içermez. Haddini bilme, tevazu gibi hasletler, onun özgüvenini besler.
Kendini bilip bulma düzeyi yükseldikçe insan, prangalarından kurtulur; özgürleşir. O, artık görünmek yerine olmak amacına odaklanır. Dürtülerinin esaretinden kurtulmaya gayret ettiği kadar, başkalarının takdir etmesinin etki alanına da girmemeye çalışır. Allah’ın takdiri onun için en büyük değerdir (Tevbe suresi, 9:72). İyi, doğru, güzel olan tutum ve davranışları, başkalarından karşılık beklentisiyle ortaya koymaz. Bunun için bir teşekkür bile beklemez (İnsan suresi, 76:9). Kendini beğeni kültürünün nesnesi haline getirmeye tenezzül etmez. Kendi hakikatini gerçekleştirmeye yönelik yolculuğunu sürdürmenin mutluluğu ona yeter.
İnsanın böylesine ahlaken özgürleşmesi, şeffaf ve tutarlı olmasını sağlar. Olduğu gibi görünmekten gocunmaz, başkalarının beğenisi için maske kullanmaya ihtiyaç duymaz. Özüyle sözü ve eylemleri çelişenlerden (Âl-i İmran suresi, 3:167; Tevbe suresi, 9:8) olmaz.