Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Mazeretler ve Fidye

Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Mazeretler ve Fidye

İslam genel ilke olarak dinde kolaylık ilkesini benimsemiş buna binaen oruç ibadetinde kişilerin güçlerini aşan ve sağılığını bozacak hususlarda kolaylaştırıcı hükümler getirmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmuştur: “Ey inananlar! Oruç̧ sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.” (1)

YAZARLAR | 26 Mart 2024 Zekât İmanın Kesin Delîlidir

Bu ayeti kerime ve hadislere dayanarak İslam âlimleri ramazan orucunu tutmamayı mübah kılan mazeretleri şöyle sıralamışlardır:

Yolculuk: Ramazan’da en az 90 km sefer mesafesine çıkacak kimse geceden oruca niyet etmeyebilir. Ancak niyet ettikten sonra yolculuğa çıksa geçerli bir mazereti olmadan orucu bozmamalıdır. 

Hastalık: Oruç tuttuğu zaman hastalığının artmasından veya ilerlemesinden endişe edilen kişi ile mevcut hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlananlar iyileştikten sonra kaza etme üzere oruç tutmamalarına ruhsat verilmiştir. 

Yaşlılık: Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler oruç tutmayıp fidye verirler. (2) iyileşme umudu olmayan hastalar içinde aynı hüküm geçerlidir. 

İleri derecede açlık, susuzluk: açlık veya susuzluk sebebiyle sağlığını kaybetme tehlikesi olan kimseler orucu bozabilirler. Sağlığına kavuşunca ramazandan sonra kaza ederler. Böyle bir kimsenin oruca devam etmesi ölüme sebep olacaksa oruca devam etmesi haramdır

Meşakkatli işlerde çalışmak: Ağır işlerde çalışmak (dökümhane gibi) durumunda olan kişi oruç tuttuğunda sağlığına zarar gelmesinden korkuyorsa orucunu tutmayabilir. Ramazan’dan sonra uygun zamanlarda oruçlarını kaza eder.

Gebe ve emzikli olmak: Oruç tutması halinde kendisi veya bebeğinin zarar görmesi ihtimali olan kadınlar oruç tutmayabilirler. Zarar görme ihtimali kuvvetli olanların tutmaması gerekir. Normale döndüklerinde tutamadıkları oruçlarını kaza ederler.

Kur’ân-ı Kerîm deOruç̧ tutmaya güç yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder.”  (3) buyurulmaktadır. Bir oruç fidyesi bir fıtır sadakası miktarıdır. Fidye vermek durumunda olup da maddi imkânsızlıktan dolayı veremeyenler Allahtan af dilerler. Uzun günlerde oruç tutamayan yaşlılar kısa günlerde oruç tutabilirlerse vermiş oldukları fidye sadaka yerine geçer. Fidye ramazan ayı başında veya sonunda toptan verilebildiği gibi günlük olarak da verilebilir. (4)

 

(1) Bakara suresi, 2:183-184.

(2) Bakara suresi, 2:184.

(3) Bakara suresi, 2:184.

(4) Sahnun, el-Müdevvene, I, 278-279; İbn Kudame, el-Kafi I, 433-434; Kasani, Bedai II, 97