YAZARLAR
Refah’ta Vaatlerle Gerçeklik Arasındaki Uçurum
Refah Sınır Kapısı, 2025’te kamuoyuna duyurulan 20 maddelik kapsamlı ateşkes/çözüm planı gereği 2 Şubat 2026’da çift yönlü şekilde yeniden faaliyete geçti. Açılış uluslararası kamuoyuna bir ilerleme olarak sunuldu; oysa sahadaki tablo, vaatlerle gerçeklik arasındaki derin uçurumu kısa sürede ortaya koydu.
Kapının açıldığı ilk gün sadece 5 hasta ile 7 refakatçi Mısır’a geçebildi. Mısır’dan Gazze’ye ise; yaralı çocuklarına eşlik eden refakatçi kadınların da aralarında bulunduğu 9’u kadın, 3’ü çocuk sadece 12 Filistinli geçebildi. Bu geçiş süreci Filistinlilerin bağlanarak bekletildiği 20 saat süren bir aşağılanma sürecine dönüştü.
Günlük hedef 50 kişi olarak açıklanmıştı; ancak 2-9 Şubat arasında toplam geçiş sayısı yalnızca 397’de kaldı. Oysa planlanan rakam 1600’dü. İsrail’in 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında sınır kapısını yeniden açması öngörülüyordu. Ancak bu olmadı. Şubat’ta açılan kapıdan geçişler planlanan kapasitenin ancak %25’i seviyesinde kaldı.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre 18.500’den, Gazze Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre ise 20 binden fazla hasta Gazze’de özel tıbbi bakım gerektiren durumda ve dışarı çıkmayı bekliyor. Bu hastaların yaklaşık 4.500’ü çocuk; yüzlercesi hayati tehlike altında. İsrail saldırılarında tepeden tırnağa kadar ağır derecede yanmış insanlar, ileri evre kanser hastaları ve organ nakli bekleyenler acil tahliye listesinde bulunuyor.
7 Yaşındaki Enver’in Ölümü
Gözler kapının açılışındayken, büyük bir üzüntüyle Refah’dan çıkışı engellenen 7 yaşındaki Enver el Aşi’nin böbrek yetmezliği nedeniyle ölümünün haberini okuduk. Aylarca susuz, altyapısız yaşam mücadelesi veren çocukların ve insanların bu gibi hastalıklara yakalanmaması içten bile değil.
WHO kayıtlarına göre 1.092 kişi, tıbbi tahliye beklerken yaşamını yitirdi, bu rakamın gerçekte çok daha yüksek olduğu hepimizin malumu. Bu ölümler belki doğrudan bombaların altında gerçekleşmiyor; ancak saldırıların ve kısıtlamaların bedeli yine Gazzelilerin hayatıyla ödeniyor. Üstelik on binlerce Gazzeli de yıkılmış şehirlerine geri dönmek için bekliyor.
Bu hasta tahliyelerinin yanı sıra İsrail, Gazze’deki ateşkes planının önemli bir parçasını oluşturan insani yardımların ve ağır iş makinelerinin bölgeye girişini de halen engelliyor.
Ve şimdi, kapı sınırlı şekilde açık olsa da hayatın gerçek rakamları çok daha ağır. Refah’ın yeniden açılmasıyla birkaç yüz kişi geçebilmiş olabilir, ama binlerce hasta ve yaralı hâlâ tedavi için bekliyor; yüzlercesi, gerekli sağlık hizmetine erişemediği için öldü ve kim bilir kaç çocuk daha bu gecikmeler yüzünden yaşamını yitirecek.
Ateşkesin maddelerinde, sınırların açılması, sivil tahliyelerin kolaylaştırılması ve insani yardım akışının güvence altına alınması vardı. Fakat burada yaşanan, insani bir çözüm değil, daha çok siyasetin aracı olarak kullanılan bir kapı açma ritüeli oldu.
Uluslararası sağlık örgütlerinin açıklamaları bile “bu sadece bir test/pilot uygulama” ifadesiyle sınırlı. WHO yetkilileri, beş hastanın tahliyesinin dahi güçlükle gerçekleştiğini ve sürecin sürdürülebilir olması için daha fazla ülkenin devreye girmesi gerektiğini vurguluyor.
Elbette kapının açılışı, bir tek canın kurtulma umudu bile çok sevindirici bir gelişme ancak açılan bu kapı, milyonların umutlarını taşımaktan çok beklentileri donduran bir gerçeğe dönüştü. Kapılar açıldığında değil, hayatlar kurtulduğunda anlam kazanır. Bugün Refah, yerine getirilmeyen vaatlerin ve geciken tahliyelerin sembolü hâline gelmiştir.
Ramazan Ayı Birlik ve Dayanışma Dönemi
Müslümanlar için maddi, manevi bir arınma ve yenilenme dönemi olan ramazan ayına kavuştuk. Rabbimize sonsuz hamdolsun. Geçtiğimiz ay bağışladığınız kumanyalarınızın dağıtımlarına da başlandı. Allah herkesin hayırlarını, zekâtlarını, fitrelerini, oruçlarını, ibadetlerini kabul eylesin. Ramazan ümmetin birliğine, dirliğine, insanlığın huzuruna vesile olsun.
Teşkilatımızda ramazan öncesi yoğun bir çalışma dönemindeyiz. Bölgelerimizin Şube Başkanlarıyla Karlsruhe ve Wageningen’de düzenlenen Yatılı Eğitim Seminerlerinde bir araya geldik, birlik ve beraberliğimizi pekiştirdik, Avrupa’daki Müslümanların karşılaştığı sorunlar ve teşkilat çalışmalarının geleceğini ele aldık. Her yıl başarıyla yapılan ramazan hizmetlerimizin bu yıl da aynı titizlikle yapılabilmesi için yüzlerce imamımızla da Genel Merkezimizde buluşarak değerlendirmelerde bulunduk. Allah, bu ve diğer tüm teşkilat çalışmalarımızda emeği geçen herkesten razı olsun, yardımcımız olsun.