Özvarlığın Tatmini

Özvarlığın Tatmini

Bir vatandaşımız dernek başkanı seçilir. Seçmenlere teşekkür konuşması yaparken şunları söyler: “Arkadaşlar, birkaç dakika önce ben de sizin gibi sıradan biriydim. Şimdi, dernek başkanıyım.” Başkan olarak bir anda yükselip sıradanlıktan kurtulmuş. Öz varlığında bir değişim yok; sadece dışarıdan verilen bir statü, bir unvan değişikliği var. Yeni statü/unvan ise, gerçekte ona bir değer kazandırmıyor; sadece sorumluluk yüklüyor. Ama o, sorumluluk boyutunu düşünemiyor; kendisine bir değer kazan(dır)dığını sanıyor. 

“Az Öncesine Kadar Sıradan Biriydim”

Bu anlayış, istisna değil, bizde oldukça yaygındır. Başkaları da, az öncesine kadar sıradan biriydim, şimdi müdürüm, genel müdürüm, profesörüm, servet sahibiyim, toplumda önde olan biriyim vs. diyebilir. Bu bir anlamlandırma sorunudur; kişinin başta kendi varlığı olmak üzere olay ve olgulara nereden bakıp nasıl anladığıyla ilgilidir. Ve oldukça tehlikelidir. Zira, bu kişi değerini özvarlığındaki kalitede değil, dışarıdakilerin takdirinde arıyor. 

Bu tip, öz varlığıyla, varoluş düzeyiyle, entelektüel gelişim düzeyiyle yetersiz olduğu hâlde bunu başka yollarla telafi etmeye çalışır. Bunlar bilgiyle beslenerek insanî yetilerin geliştirmek suretiyle kendi öz varlığıyla tatmin olmayı beceremediklerinden, unvan, makam, servet ve statü sahibi olmaya büyük bir tutkuyla bağlanırlar. Bu, yetersizlik hissinin dışa vurumudur. Hissedilen yetersizliği, güç, makam, unvan, otorite üzerinden telafi etme çabasıdır. Çünkü ancak onlarla var olabildiklerini düşünmektedirler. Varoluş düzeyleri bunları doğru anlamlandırmaya yetmediğinden, onları elde ettiklerinde onu yönetemez, onun yönettiği nesneye dönüşürler. 

Arzularının Kulu, Esiri Olmak..

Yani unvan, makam ve benzerinin karşısında özne olamadığından onun kullandığı nesne olurlar. Onu kullanma sorumluluğunu değil, onunla değer kazandıklarını düşünerek, yanlış tutum ve davranışlar sergilerler. Arzularının kulu/esiri olarak hareket edeceklerinden, sorun çözen değil sorun üreten özellikleri öne çıkar.

Düşünme, sorgulama, anlamlandırma gibi insanî yetilerini geliştirerek varoluş düzeyini yükselttiği oranda insan, başta kendi varlık ve konumu olmak üzere bütün olay ve olguları doğru anlamlandır ve kendi öz varlığıyla tatmin olur. Sözü edilen dışsal unsurlara sahip olarak değer kazanacağını düşünmez. Yunus gibi öz varlığıyla mutmain olanlar, bunu üst düzeyde başaran insanlar (Fecr suresi, 89:27-30). O kadar ki, cennete bile bizim baktığımız noktadan bakmıyor; “Bana Sen’i gerek Sen’i” diyorlar.