İnsan Hakları mı? O da ne ki?

İnsan Hakları mı? O da ne ki?

Zamanımızın en muteber kelimelerinden biri şüphesiz “insan hakları”dır. Lakin ne gariptir ki bu kelime-i mübareke, kimi mahfillerde öyle bir istimal olunur ki insanın aklına ister istemez şu sual düşer: Acaba burada bahsedilen şey gerçekten insanın hakkı mıdır, yoksa yalnızca siyaset erbabının elinde salladığı bir sopa-i diplomatik midir?

Bugünün dünyasında “insan hakları” denildi mi, akla evvela Batı dünyasının bitmek tükenmek bilmeyen nasihatleri gelir. Bu nasihatler çoğu zaman öyle bir vecd ve heyecanla irad olunur ki, insan sanır ki cihanın bütün mazlumları bu kelimelerle teselli bulacaktır. Fakat ne tuhaftır ki aynı cihanın başka köşelerinde on binlerce insan ölür, şehirler harabeye döner, çocukların cansız bedenleri toprağa düşer; lakin bu hadiseler çoğu kere “insan hakları soruşturması”na layık görülmez. Sanki insanlık cetveline göre bazı hayatlar daha hafif, bazı ölümler daha önemsizdir.

Hatta öyle manzaralar görülür ki, bir siyasetçi çıkıp alenen “Sizin uluslararası hukukunuzu… ederim” diyecek kadar pervasız olabilir. Ve hayret edersiniz ki bu sözler karşısında dahi bazı Avrupa mahfilleri, “biz sizi destekliyoruz” nevinden beyanlarla bu küstahlığı âdeta tebrik eder. Hatta öldürülenlerin zaten “insan sayılmadığı”nı ima eden sözler dahi işitilir. İşte o vakit insan düşünmeden edemez: Demek ki insanlık da, insan hakları da bazılarına mahsus bir imtiyazdır.

Dahası var. Bir yandan batı ülkelerin başka ülkelere savaş açması, binlerce insanı öldürmesi. Yetmiyormuş gibi canlı yayında dahi işkence etmesi karşısında tek kelâm edemeyen batılı siyaset erbabı; iş İslam dünyasına gelince birdenbire insan haklarının yılmaz muhafızları kesilir. Sanki cihanın bütün adaleti yalnızca o coğrafyada tesis edilmelidir. Halbuki dünyayı ateşe verenlerin, yüzlerce çocuğun ölümünü bile alay konusu edenlerin bulunduğu bir dünyada, “insanlık” kelimesinin kendisi dahi biraz mahcup duruyor olmalı.

Bu ahval içinde insanın zihnine şu sual düşüyor: Nedir bu insan ve insan hakları dedikleri şey?

Görünen o ki bu kavramlar, Müslümanları terbiye etmek için kullanıldığı müddetçe pek muteberdir. Müslümanların canı yandığında ise birdenbire hukuk da susar, insanlık da… Hâlbuki en mahir hukukçular dahi bazı saldırıların uluslararası hukuka açıkça mugayir olduğunu söyler. Fakat merak etmeyiniz; o hukuk da bir şekilde tevil edilir, yamalanır, nihayetinde siyasete uygun hale getirilir.

Öyleyse hakikati itiraf edelim: Bu düzende “insanlık” diye anlatılan şey herkesi kapsayan bir hakikat değildir. Bazıları için vardır, bazıları için yoktur. Ve galiba Müslümanlar, bu garip cetvelde “insan” hanesine yazılmayanlar arasındadır.

Öyleyse siz kendi insanlığınızla teselli bulabilirsiniz. Lakin ne olur, bize dönüp “insan hakları” demeyiniz. Çünkü o kelimenin yalan olduğunu, galiba siz bile artık pekâlâ biliyorsunuz.