YAZARLAR
Ramazan’da Oruç Tutulamaz!
Ya ne yapılır, diye sormanıza gerek yok. Çünkü, Almanya ve Avusturya’da yine bir Ramazan klasiği sahnede: Güya okullarda Müslüman öğrenciler “bölük bölük bayılıyor.” Koridorlar acil servis, kantinler kriz merkezi… Abartının sınırı yok. Bir paylaşımda, “Şehirlerdeki hastane oruç tutan öğrencilerle doldu” denildi. O şehirde tek hastane varmış; ne var ki hastanede tedavi edilen tek bir Müslüman öğrenci dahi yok. Ama manşet hazır.
Daha da ileri gidiliyor: Veliler ve okul idareleri çocuklara zorla su içiriyormuş! Sanki gizli bir “hidrasyon timi” kurulmuş da teneffüslerde bardak dayatılıyor. Oysa Ramazan ve oruç hakkında en temel hükümleri bilen biri için bu iddialar trajikomik. Allah hasta veya yolcu olanın oruç tutmayabileceğini en sarih bir şekilde beyan ederrken; klasik ve çağdaş İslam fıkhı literatürü, sağlık riski oluştuğunda orucun bozulabileceğini ittifakla kabul eder. Küçük çocuklara ise çoğu aile pedagojik bir alıştırma olarak en fazla öğlene kadar “yarım gün” tutturur. Hatta on binlerce çocuk, “Neden sahura kaldırmadınız?” diye anne-babasına sitem eder.
Hatta çocuklar bile, kendilerini çocukları savunan yerine koyan ekl-ı evvellerden daha çok oruç ile ilgili hükümleri bilirler. Eğer hakikaten bayılma durumları olursa, susuzluğa veya açlığa dayanamazlarsa oruçlarıni bozacaklarını bilirler.
Ne oruç ne de diğer ibadetleri sanki birer işkence gibi sunan bu çevreler
Fakat bazı çevreler için gerçekler önemsiz. Müslümanlar aleyhinde haber yapmaktan yorulmayan gazeteler, şimdi de “Müslümanlar Tanrı’nın polisi oldu, oruç tutmayanları azarlıyor” diye yazıyor. Ardından birkaç “yalaka” bu haberleri alıntılayıp, “Biz demedik mi? Bunlar demokrası düşmanı” korosuna katılıyor. Kendileri demokrasi nutukları atarlarrken, dinini önemseyen ve kendi hallerinde oruç tutmak veya namz kılmak isteyen Müslüman çocuklara fiilî oruç yasağı çağrısı yapılması ise kimseyi rahatsız etmiyor.
Ee ne de olsa, yapılan Müslümanlara yapılıyor ve Müslümanlara yapılan baskı da demokrasi savunusu olarak servis ediliyor. Ha bu arada bu saçmalığa inanan o kadar saf insan var ki, artık şaşırmıyorum bile.
Bu arada biraz matematik yapalım: Sahur ortalama 05.00–05.30 arası. Öğleye kadar geçen süre, sağlıklı bir çocuk için –istisnalar hariç– dramatik bir tablo üretmez. Zaten istisna varsa dinî ruhsat var. Bunu bilmeden “oruç yasağı” önerenler, sahurun ne zaman yapıldığını dahi bilmiyor.
En ironik tarafı şu: Yoksulluk nedeniyle kahvaltı yapamayan, akşam ekmeğiyle günü geçiren binlerce öğrenci nedense gündem değil. Çünkü mesele çocukların refahı değil; mesele, Ramazan’da Müslüman çocukların oruç tutması.
Biz bu numaraları yutmuyoruz, artık kokuyorsunuz!