“Hikmet İle Yoğrulan, İnsan Olur”

“Hikmet İle Yoğrulan, İnsan Olur”

@Shutterstock

Çocuğun cinsiyet kimliği çoğu zaman sanıldığı gibi ergenlikte değil, çok daha erken dönemlerde şekillenmeye başlar. Kimlik gelişimi baskıyla değil güven, rehberlik ve doğru örneklikle sağlıklı biçimde güçlenir.

Yasemin Kumaş

Çocuk büyütmek bazen bir ev inşa etmeye benzer. Duvarı herkes görür ama asıl yükü temel taşır. Kimlik dediğimiz şey de işte o temeldir. Çatı ergenlikte görünür olur; ama harcı çok daha erken karılır. Seminerlerde sık duyduğum bir soru var: “Cinsiyet kimliği ne zaman oluşur? Ergenlikte mi başlar?” Gülümsüyorum. Çünkü çoğu zaman cevap şaşırtır: Hayır. Mesele ergenlikte başlamaz. Ergenlikte görünür olur. Temeli ise çocuklukta atılır.

“Cinsiyet Kimliği Ergenlikte Çiçek Açar”

Şimdi gelin meselenin adını doğru koyalım. Çünkü adı doğru konmayan mesele çoğu zaman yanlış anlaşılır ve yanlış tartışılır.

Cinsiyet kimliği, bireyin biyolojik cinsiyetiyle kurduğu psikolojik ve sosyal uyumdur. Bu süreç bir düğmeye basmak gibi değildir. Aç-kapa sistemiyle işlemez. Daha çok bir bahçe gibidir; toprak, iklim, bakım ve ilişkiyle şekillenir. Kimlik ergenlikte çiçek açar ama tohumu çok daha önce toprağa düşer. Hatta bazen oyuncak sepetinin içinde bile izini görürüz.

En İyi Öğretmenler: Anne ve Baba

Psikoloji bize şunu söyler: Kimliğin temel taşı erken çocuklukta konur. Çocuk bu dönemde kız mı erkek mi olduğunu fark eder; ancak bunu kitap tanımı gibi değil, iletişim/etkileşim yoluyla öğrenir. Taklit eder, özdeşleşir ve model alır. Bu süreçte en güçlü iki öğretmen vardır: anne ve baba.

Anneyle kurulan bağ çocuğun temel güven duygusunu inşa eder. Baba ise çocuğun dış dünyaya açılan yönünü temsil eder. Özellikle erkek çocuk için baba figürü kimlik netliğinde ayrı bir yere sahiptir.

Aidiyet Dönemi

Belli bir yaştan sonra kızların kızlarla, erkeklerin erkeklerle daha çok vakit geçirdiğini görürüz. Bu durum gelişimsel olarak doğaldır. Psikolojide buna homososyal gelişim denir. Yani “benim gibi olanlarla daha rahatım” dönemi. Bu dönem rol öğrenme dönemidir, kimlik pekiştirme dönemidir ve aidiyet dönemidir. 

En çok karıştırılan noktalardan biri de davranış ile kimliğin birbirine karıştırılmasıdır. Bir çocuk bebekle oynadı diye kimliği değişmez. Arabayı sevdi diye kimliği sabitlenmez. Bir çocuğun oynadığı oyun kimliğini yazmaz; ancak oynarken aldığı mesajlar kimliği etkileyebilir. Davranış tek başına kimlik değildir. Bağlam, ilişki ve ebeveyn mesajı birlikte anlam üretir.

Kimlik gelişimi bir bakıma Wi-Fi gibidir. Bağlantı güçlüyse aktarım sağlıklıdır. Peki, bütün bunlara modern psikoloji ne der, din ne der? 

Modern psikoloji buna gelişim der, din ise fıtrat der. Aslında ikisi de aynı kapıya çıkar: yaratılış düzenine. Allah’u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de Necm Suresi’nin 45. ayetinde şöyle buyurur: “Rahime atıldığı zaman nutfeden (embriyo) erkeğiyle dişisiyle iki cinsi yaratan da O’dur.”

“İnsan Fıtrat Üzere Doğar”

Bu ayet, biyolojik cinsiyetin Allah’u Teâlâ’nın yarattığı ilahi düzenin önemli bir parçası olduğunu bildirir. İslam düşüncesinde insan fıtrat üzere doğar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şöyle buyurur: “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu farklı bir yöne yönlendirir.” (Buhârî, Müslim)

Buradaki vurgu son derece kıymetlidir. Çocuk ham bir cevherdir. Onu en çok şekillendiren ortamdır ve o ortamın adı ailedir.

Anne-Babanın İletişimi Çocuğun Kimliğine Yansır

Anne ve babanın birbirine hitabı çocuğun kimlik sözlüğüdür. Kelimeler orada yazılır. Eğer anne babayı küçümsüyorsa ya da baba anneyi değersizleştiriyorsa, çocuk sadece bir tartışma görmez; aynı zamanda kimlik mesajı da alır. Çünkü çocuk içten içe şunu sorar: “Ben kime benzeyeceğim ve o kişi değerli mi?”

Evde saygı varsa çocuk kimliğini dik yürür. Evde küçümseme varsa kimlik kamburlaşır. Çocuklar karakter dersini kitaplardan değil; kahvaltı masasından, akşam yemeklerindeki sohbetlerden öğrenir.

Baskı ve Rehberlik Farkı

Kimlik gelişimi söz konusu olduğunda bir başka önemli mesele de baskı ile rehberlik arasındaki farktır. Bahçıvan çiçeği çekiştirerek büyütmez; toprağı iyileştirir. Ne psikoloji ne de İslam kimlik gelişiminde baskıyı önerir. Utandırarak, korkutarak ya da ezerek verilen mesaj kimliği güçlendirmez; bilakis yaralar. Kimlik zorla düzeltilmez. Kimlik güvenle doğrulur.

Peygamber Efendimiz’in çocuklarla ilişkisinde gördüğümüz şey de budur: yumuşaklık, temas ve yaşa uygun rehberlik.

Son olarak şunu söylemek gerekir: Kimlik komutla değil, temasla gelişir. Yönlendirmeyle değil, örneklikle güçlenir. Cinsiyet kimliği tek bir davranışla oluşmaz, tek bir tercihle bozulmaz, tek bir cümleyle kurulmaz. Bu bir süreçtir. Anne ve baba saygılıysa, tutarlıysa, şefkatliyse ve rol model oluyorsa çocuk kimliğini daha sağlam inşa eder. Okuyanlara şifa olsun.