YAZARLAR
Şımartan ve Azdıran Zenginlik ve Bolluk
“Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde azgınlık-taşkınlık yaparlardı. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir.” (Şûrâ suresi, 42:27).
Allah’ın insana bahşettiği ya da kıstığı nimetler onu yönetme ile ilgili bir sınavdır. Ancak zenginliğin sınavı daha ağırdır. Çünkü bolluk, azgınlığa, taşkınlığa, isyana ve fesat çıkarmaya götürebilecek bir potansiyele sahiptir.
Bir kudsî hadiste şöyle buyrulur: “Kullarımdan öylesi vardır ki, zenginlikten başkası ona yaramaz. Onu fakirleştirseydim, bu onun inancını olumsuz etkilerdi ve onu bozardı. Yine kullarımdan öylesi vardır ki, ona fakirlikten başkası yaramaz. Onu zengin kılsaydım, zenginlik mutlaka onu bozar ve kaybedenlerden olurdu.” (İbn Kesîr)
Son zamanlarda Türkiye’de yapılan alan araştırmaları ve bilimsel gözlemler de göstermektedir ki maddi imkanlar ve mali zenginlikler arttıkça din ile ilişki zayıflamaktadır. Bu sınavın kaybedildiğinin bir ifadesi olarak okunabilir.
Bu tespit, zenginliğin kötü olduğu ve Müslümanın zengin olmaması anlamına gelmez. Her bakımdan güçlü mü’min zayıf mü’minden daha hayırlıdır. Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Allah nezdinde kuvvetli mü’min zayıf mü’minden daha hayırlı ve daha makbuldür. Elbette her birinde hayır vardır. Ama sen sana fayda veren şeye çaba göster” (Müslim, “Kader”, 34; İbn Mace, “Zühd”, 14).
Bir Müslüman için zenginlik ve fakirlik çetin birer imtihan olduğundan her birisi başlı başına övülecek ya da yerilecek bir durum değildir Hz. Peygamber (s.a.V.) zenginlik ve fakirliğin şerrinden / fitnesinden Allah’a sığınmış (Buhârî, “De‘avât”, 39, 44-46; Müslim, “Zikr”, 49), fakirliğin küfre yaklaştıran sebep olabileceğini (Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb, I, 342) beyan etmiş, bununla birlikte, ümmetinin fakirliğinden çok zenginliğinden korktuğunu beyan ederek şöyle buyurmuştur: “Vallahi! Ben sizin fakirliğinizden korkmuyorum. Benim asıl endişem, dünyanın sizden öncekilerin ayaklarının altına serildiği gibi sizin de ayaklarınızın altına serilmesi yani zenginleşmeniz ve dünya için onların yarıştıkları gibi sizin de yarışmanız, dünyanın onları helak ettiği gibi sizi de helâk etmesidir” buyurdu (Buhârî, “Rikâk”, 7; Müslim, “Zühd”, 6).
Kaybettiren zenginlikten kazandıran yoksulluk, kaybettiren fakirlikten, kazandıran zenginlik elbette daha değerlidir. Önemli olan insanın içinde bulunduğu hâli yönetebilmesidir.
Gerektiğinde Allah yolunda harcayabilmek, israf ve savurganlıktan (tebzîr) sakınmak, tevazuu elden bırakmamak, bir gün fakir düşebileceğini ve bu insanların arasında yaşayacağının bilincinde olmakla olur.
Mü’min, “helalin hesabı haramın azabı vardır” bilinci içinde serveti ile ilgili sorumluluğun farkında olmak zorundadır. Ama zenginliğin sınavının daha ağır olduğunun farkında olmak gerekir. Gazzâlî, varlık sınavının yokluk sınavından daha ağır olduğunu belirtir.
En doğrusunu Allah bilir.
