YAZARLAR
Mü’min Duruşu-1: İffet
“Ey İnananlar! Allah’ın sizlere helal ve temiz şeylerden verdiği rızıklardan yiyin.” (Mâide suresi, 5:88).
Mü’min, inancına yakışan duruşlara sahiptir. Bu duruş, kendisine bakıldığında imanın canlanmış halinin üzerinde görülmesidir. Bu duruşu gösteren kıvamlardan birisi iffettir ve kendisi ile ilişkisini belirler. Bir insana ahlaklı denildiğinde aynı zamanda iffetli olduğuna da işaret edilir.
İffet, insanın kendisini helal ile sınırlandırması demektir. İffet, onun hayat felsefesidir ve Allah’ın ruh ve beden dünyasını ayarladığı değer ile doğru ilişki kurduğunun da göstergesidir.
Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnetteki ifadelerin yanı sıra İslâm ahlakçılarının değerlendirmelerini de dikkate alarak söylemek gerekirse insanın hayvanlarla ortak olan hazları ve ihtiyaçları vardır. İnsanı diğer canlılardan ayıran, iradesine sahip çıkarak hazlarını, zevklerini, zaaflarını disiplin altına alıp helal dairesinde kullanabilmesidir. Bir başka ifadeyle nefsinin tatminini helal yollardan ve izin verilen ölçülerle sınırlandırabilmesi, hazları amaç değil kutlu amaçların aracı seviyesinde tutabilmesi, ihtiyaçlarını helal yoldan gidermesidir, nefis karşısında halife insana yakışan kişilikli duruş sergileyebilmesidir. Eğer bu duruşu onur olarak tanımlarsak onu oluşturan ziynet, iffettir.
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bir hadisi vardır. Şöyle buyurur:
“Allah bazı hususları farz kıldı onları ihmal etmeyin, bazı yasaklar koydu onları çiğnemeyin, bazı sınırlar çizdi onları aşmayın, size unutma eseri değil tamamen rahmetinin gereği olarak bazı hususlarda sessiz kaldı onların peşine düşmeyin.” (Dârekutnî, V, 525, 537). İşte iffet hadiste belirtildiği üzere Allah’ın çizdiği sınırlar içinde bir hayat sürmek demektir.
Buna göre onur/şeref, iffetin sonucunda oluşan fıtrî değerdir. Bu sayede insan, hayvanî özellikten çıkar manevî olarak yücelir, ruhi olarak dinginliğe erer.
Erdem, insanın iradesi doğrultusunda ve gücü yeterken hazlarını kontrol altında tutabilmesiyle ve onları meşru yollardan tatmin edebilmesiyle oluşan bir özelliktir. Bu gücün kalmadığı hallerde erdemden söz edilemez. Buna göre iffet, insanın günaha düşebileceği bir seçeneği olduğu anda ona karşı helali tercih edebilmesi ile oluşan bir erdemdir.
Nefsini kontrol edip helal hayat tarzını benimsemiş olan kişiye afîf yani iffetli denir.
İnsan, Kur’ân-ı Kerîm’in ifadesiyle ahsen-i takvîm ile esfal-i sâfilîn arasında bir varlıktır (Tîn suresi, 95:4-5). Birincisi sadece şekil olarak değil en güzel kıvamda insanlığı temsil edecek bir yaşantıyı tercih etmektir. Bu iffet ile olur. İkincisi de aşağıların en aşağısı olacak şekilde bir yaşam biçimine sahip olmaktır. Bu da iffetsizliktir. Mü’mine düşen iffetini kuşanıp imanın ziynetini taşımak bununla hem güven vermek hem de saygınlığını koruyup güven içinde yaşamaktır.
En doğrusunu Allah bilir.