YAZARLAR
Mü’min Duruşu-3: Haya
“O iki kadından biri utanarak ona geldi ve babam, ‘bizim yerimize sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor’ dedi.” (Kasas suresi, 28:25).
Hz. Peygamber, “Her dinin bir ahlakı vardır, İslam’ın ahlakı ise hayadır” buyurur (Mâlik, “Husnü’l-huluk”, 9) ve hayanın kişiyi utançtan koruyan imanın bir şubesi olduğunu bildirir (Buhari, “İman”, 3). Bu yönüyle haya “bütünüyle hayırdır.” (Müslim, “Îmân”, 61).
Haya, mahremiyeti korumayı ifade eden İslami bir kavramdır. Kur’ân-ı Kerîm’de geçen “libâsü’t-takvâ / takva elbisesi” (A’râf suresi, 7:26) ifadesi de beden mahremiyetini ve onun ahlâkını koruyan hayâ şeklinde anlaşılmıştır. Mahremiyet ise göz, kulak, dil, el gibi duyu organı ve eylem aracı olan organların bilgisine kapatılan gizli alanlar demektir. Bu yönüyle haya, bir otokontrol mekanizması, utanmak da onun manevi müeyyidesidir. Bu bağlamda, “Allah’tan haya edin” (Ahmed b. Hanbel, I, 387) hadisi, sevenin sevdiğinin istemediği bir şeyi yapmasından duyduğu mahcubiyeti yani Allah’ın sevmediği günahları işlemekten doğan utancı ifade eder.
Kendini utandıracak başka bir ifade ile “ar duyacak” tutum ve davranışlardan kaçınmak insanı diğer canlılardan ayıran özelliktir. Utanma, kınanma endişesiyle meşru sınırların dışına çıkmaktan kaçınma duygusudur ve bir kötülüğün, bir günahın, Müslüman toplumun yerleşik örfünde yer alan bir uygulamanın, görgü kurallarının dışına çıkmak ve bundan doğan manevi sıkıntı demektir. Günlük dilde “yüzü kızarmak” sözü bunu anlatır. Ona karşı “arsız”, “utanmaz” gibi tepkiler de toplumsal müeyyidenin sözlü ifadesidir. Philip Zimbardo gibi bazı psikologlar günümüzün sorunlarından birisinin utanma duygusunun kaybolması olduğunu belirtir.
Utanma, potansiyel olarak insanın ruhunda yerleşik olan fıtri bir duygudur. Buna dayalı ahlaki düzen arayışı da insanlık tarihi kadar eskidir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), “utanma duygunu kaybetmişsen dilediğini yap! şeklinde bir söz ilk peygamberlik döneminden itibaren insanların dillerinde dolaşmaktadır” buyurur. Bu hadis, utanma duygusunu kaybetmiş olanı kötülükten alıkoyacak bir güç yoktur şeklinde yorumlanmıştır.
Hz. Şu’ayb’ın kızları, erkeklerin arasına girmekten utandıkları için hayvanlarını sulayamamış, orada bulunan Hz. Musa onlara yardımcı olmuştur. Bu konu gelenek içinde kanunlara da yansımıştır.
Haya; insanın mahremiyetini, özelini korur, başkasının da ona saygılı olmasını sağlar. Bu yönüyle mü’min için bir otokontrol mekanizmasıdır. İşlediği bir ayıbın deşifre olduğunu gördüğünde “yerin dibine girdim” şeklinde kendini kınayıcı ifadesi bu konudaki duyarlılığın ifadesidir. Hz. Peygamber bu duygunun korunmasını ister ve “haya örtüsünü atanın gıybeti yoktur.” buyurur (Müsnedü’ş-Şihâb, nr.426).
En doğrusunu Allah bilir!