Öz(ü)gürleştiren Peygamber

Öz(ü)gürleştiren Peygamber

Bir mevlid kandilini daha arkada bıraktık. Her yıl, Peygamber Efendimiz’i doğum yıl dönümünde anıyoruz. Anma toplantılarının, onu anlama toplantılarına dönüşmesi şart. Onu ne kadar iyi anlarsak, İslâm’ı o kadar doğru anlama imkanımız olacak. Hz. Peygamber’in çok kısa sürede gerçekleştirdiği büyük inkilabı kimileri anlamakta zorlanmaktadır. Hz. Peygamber’in (s) neleri nasıl yaptığını, yaşadığı dönemi, o dönemde içinde büyüdüğü toplumu, bu toplum içinde geçirdiği hayatını ve geride bıraktığı toplumu, çok yönlü bilimsel araştırmalar ve fikrî arayışlar gerçekleştirmek suretiyle bir bütün olarak kendi sosyo-kültürel-tarihsel bağlamı içinde iyi analiz ederek anlam(landırm)a çabaları geliştikçe, söz konusu inkilâbı nispeten daha doğru anlayabiliriz. Bu çok yönlü meselenin, efsaneleştirmeye ve yüzeyselliğe kapılmadan disiplinler arası bir perspektifle ele alınması gerekir. 

YAZARLAR | 11 Eylül 2024 Hz. Peygamber’in Dünyayı Teşrifleri

Hz. Peygamber’i en öne çıkan özelliğiyle tanıtmak gerekirse, onu “özgürlük peygamberi” olarak nitelemek mümkündür, diye düşünüyorum.

Kur’an’da, Hz. Peygamber’in (s) sadece ilahî mesajı insanlara tebliğ etmekle vazifeli olduğu vurgulanmakta (Maide suresi, 5:99; Ali İmrân suresi, 3:20.) ve bu bağlamda çeşitli nitelikleriyle bize tanıtılmaktadır. Bu özellikleri arasında, insanları prangalardan kurtarıcı, özgürleşmeye kılavuzluk edici özelliğine bilhassa vurgu yapılmaktadır. Hz. Peygamber’in (s), yakın geçmişte bir peygamber tarafından ataları uyarılmamış olduğundan gaflete düşmüş ve bu nedenle boyunlarına bukağılar geçirilmiş, etrafları adeta setle kuşatılarak hakikatleri göremez, duyamaz, anlayamaz hale gelmiş, yani özgürlüğünü kaybetmiş bir toplumu uyarmakla görevlendirildiği belirtilmektedir (Yasin suresi, 36:5-12). Böyle bir toplumu irşad etmekle görevlendirilmesinin amacı, insanı, dolayısıyla toplumu sözü edilen esaret zincirlerinden, kölelik bukağılarından, tutsaklık kelepçelerinden kurtarmaktı. Başka bir ayette ise, Hz. Peygamber’in (s), insanları abluka altına alan prangaları ve onları ezen ağırlıkları üzerlerinden kaldırıp atarak onları özgürleştiren niteliğinden söz etmektedir: “O (Peygamber), insanların sırtlarındaki ağırlıklarını indirir, üzerlerindeki prangaları/zincirleri/ bağları söküp atar.” (Âraf suresi, 7:157.) Hz. Peygamber’in (s.a.v.) gerçekleştirdiği tebliğ,  insanın hem iç dünyasındaki esaretlerden hem de onu baskı altında tutan dış şartlardan kurtarılmasını hedefleyen kapsamlı bir anlayış ortaya koymuştur. Onun mücadelesi, temelde insanın onurunu, iradesini ve sorumluluk bilincini yeniden inşa etmeyi amaçlayan bir öz(ü)gürleş(tir)me süreci olarak değerlendirilebilir. Bu sürecin iki boyutundan söz edilebilir: İçsel özgürleştirme ve dışsal özgürleştirme. Böylece bireyin özgürleşmesi, dolayısıyla toplumun ahlakî, sosyal ve kültürel dönüşümü hedeflenmiştir.