Öz(ü)gürleştiren Peygamber – 2

Öz(ü)gürleştiren Peygamber – 2

Hz. Peygamber’in (s) tebliğiyle kılavuzluk yaptığı içsel özgürlük, bireyin öncelikle iç dünyasındaki prangalardan kurtulmasıdır. Bu özgürlük, ancak bireyin kalbinin ve kafasının, bütün yanlış duygu, düşünce ve inançlardan arın(dırıl)ması ile gerçekleşir. İslâmî literatürde, “Allah’a kul olmak suretiyle O’ndan başka her şeyden özgür olma” şeklinde dile getirilen husus, öncelikle işte bu prangalardan kurtulma durumudur. İnsan özgür iradesiyle sadece Allah’ı mutlak ma’bud olarak kabullenince, varlık ve hayat anlayışının, dünya görüşünün odağına bu kabulünü yerleştirir. O artık, her şeyi Allah’la ilişkisi çerçevesinde anlamlandırır. Böyle bir imanı oluşturan mümin birey, sahip olduğu her nimeti/imkânı Allah’ın vergisi olarak gördüğü gibi, her varlığı da Allah’ın yaratığı olarak görür ve onunla ilişkisini Allah’ın rızasıyla çelişmeyecek şekilde ayarlamaya çalışır ve bütün yapıp ettiklerinin karşılığını sadece Allah’tan bekler. Ona göre, her şeyi en iyi bilen ve son derece merhametli olan Allah’ın razı olacağı şeyler, iyi/doğru/güzel/yararlı olanlardır. Bunları tavsiye eder, kötü/yanlış/çirkin/zararlı olanı yasaklar.

YAZARLAR | 30 Aralık 2021
Allah’tan Geldik, Allah’a Döneceğiz

Bu imanla birey, inkâr ve şirk gibi inançlardan uzaklaşmakla birlikte haset, kin, nefret intikam, şehvete düşkünlük, servet ve şöhret hırsı gibi doğal iç güdülerin ve tutkuların yıkıcı etkilerinden sırf Allah’ın rızasını kazanma düşüncesiyle, yani, kötü, yanlış ve çirkin oldukları için uzak durmaya çalışır. İbadet, insanı bağımlılıklarından arındıran bir öz(ü)gürleş(tir)me pratiği hâline gelir. Sözgelimi namazla zamanın ve koşuşturmanın tahakkümünden kurtulur; oruçla nefsin “olmazsa yaşayamam” dediği şeylere karşı içsel bir bağımsızlık kazanır; zekâtla kendini malın kullanmasına izin vermez, malı yöneten özne olur; hacla Allah’a ezelde verdiği taahhüdünü yenileyip canlandırır vs. Kulluğun niteliği yükseldikçe genişleyen bir varoluş ufku açılır. Böylece bütün kötü duygu, düşünce ve eylemlerin tutsağı olmaktan kurtulabilir. Artık, dünyalık hiçbir şeyin (masivâ) tutkusu kolay kolay onu abluka altına alamaz, onu zincirleyemez, ona hükmedemez. Kendini tutup vazgeçtikçe eksilmeyeceğinin, aksine kendi asli imkânıyla temasa geçeceğinin bilincindedir. Bu özgürlük, kayıtlardan kurtulmak değildir. Aksine aklı, kalbi, düşünce ve duyguları, içgüdülerin ve dış çevrenin baskı ve vesayetinden kurtararak istikamet kazanmış bir irade ile kendi kayıtlarını özgürce bizzat belirlemektir. Osmanlı’nın özgür kelimesini serbest (kelime anlamı: “başıbağlı”), özgürlüğü ise serbestiyet (başıbağlılık) kelimeleriyle karşılaması oldukça anlamlıdır.