YAZARLAR
Merz’in Teşekkürü Güzel Ama…
@aa
“Çalış, uyu, çalış, uyu.” Şansölye Merz, 20 Ekim’de Berlin’de yaptığı konuşmada birinci nesil işçilerin hayatını böyle özetledi. Cümle kısa, ama 65 yılın güzel bir özeti. Merz konuşmasında gelen ilk neslin çalışma koşullarına değindi. “Misafir işçiler önce göçmen oldu, sonunda da Alman” dedi. Ruhr’un refahını, kültürel zenginliği, dönerle BioNTech’i birlikte andı. Mölln’i, Solingen’i, NSU’yu ve Hanau’yu hatırlattı. Yabancı korkusunun toplumun zehri olduğunu söyledi ve “Remigration” kavramını, modern Almanya’ya yönelik bir saldırı olarak tanımladı. Bunların hepsini bir kenara yazmak lazım, çünkü bu cümleleri her gün duymuyoruz. Ama konuşmanın tamamını okumak da lazım.
Merz, Almanya’ya gelen herkesten kurallara uymasını ve “bizim yaşam tarzımıza” saygı göstermesini bekliyor. Beklentileri de sıralıyor; kadın-erkek eşitliği, Şoa’dan doğan sorumluluk, eşcinsel ilişkilere dair önyargıların aşılması. Bu başlıkların her biri ayrıca tartışılabilir. Ama önce şunu sormak gerek: Bunları kime söylüyor? Tören, burada 65 yıldır yaşayan insanlar için düzenlendi. 65 yıllık ortak bir geçmişten bahsederken “bizim yaşam tarzımız” demek, istemeden de olsa yeniden bir “biz ve siz” çizgisi çekmek olmuyor mu? Merz beklentilerini “gelen herkes” için söylüyor ve karşılıklı olduğunu söylüyor. Kurallara uyan, fırsat eşitliği ve aidiyet de isteyebilir. Mesele aslında niyetten çok bağlam. Şoa ve eşcinsellik başlıkları, Almanya’daki tartışmalarda sık sık Müslümanlarla birlikte anılıyor. Bir teşekkür töreninde bu başlıkların art arda sayılması, dinleyiciye bir sınav gibi gelmez mi? Mevcut önyargıların yansıtılması değil midir bu sözler?
Merz, kadın-erkek eşitliğine saygıdan bahsediyor. Ama Başbakanlık’ın aynı sayfada yayımladığı tarihçeye göre, 1960’larda gelen işçi kadınlar erkeklerden yüzde 30-40 daha az kazanıyordu. Eşitliği bugün gelenlerden isteyen devlet, o yıllarda işçi kadınlara aynı işte daha az ödeyen bir düzeni kendisi kurdu. Merz ücret farkına ve devletin payına hiç değinmiyor. Yani sorun söylenenin kendisinde değil, söylenenle söylenmeyen arasındaki boşlukta.
Merz’in konuşmasına karşı taraftan da itiraz geldi. Sağ çizgideki yayınlar, Türk işçilerin “bu ülkeyi inşa ettiği” fikrini abartılı buldu. Anlaşmanın savaştan 16 yıl sonra yapıldığını, Almanya’yı asıl o yıllarda yeniden kuranların başkaları olduğunu söylüyorlar. Bu argüman da ortada duruyor.
Bize düşen ne?
Önce şunu söyleyelim: Teşekkürü reddetmiyoruz. 65 yıl sonra bir şansölye “misafir işçiler Alman oldu” diyorsa, bu daha önceki yıllarda söylenmemiş bir şeydir ve kıymetlidir. Merz’in kendi cümlesini takip edeceğiz. “Bu ülkede herkes değer görüyor” demedi, “herkes değer görmeli” dedi. Fark küçük görünebilir. Ama 65 yıllık yolun bir sonraki durağı, o cümledeki “-meli”nin “-iyor”a dönüşmesidir.
