YAZARLAR
“Hilfu’l-Fudul’u” Örnek edinmek
Erdemliler ittifakı diye Türkçeye çevirebileceğimiz Hilfu’l Fudul, Arap kabileleri arasında devam eden savaşların ardından meydana gelen anarşi ortamında 580’li senelerde Mekke’de kurulmuş bir sivil teşkilattır, bir barış cemiyetidir. Toplumda sözü geçen, saygın ve iyi niyetli bireylerin öncülüğünde oluşturulmuştur. Hilfu’l Fudul üyeleri, farklı dünya görüşlerine sahip olmalarına rağmen, temel ahlâkî ilkeler, insanî değerler ortak paydasında anlaşabilen bu vicdanlı insanlar, toplumdaki kötülüklere karşı güç birliği yapmışlardır. Amaç,
-toplumda can ve mal güvenliğinin sağlanabilmesi,
-zayıfların, güçsüzlerin korunabilmesi,
– her tür zulmün engellenebilmesidir.
“HİLFU’L FUDUL EVRENSEL ÖZELLİKLER TAŞIR”
Hz. Peygamber (s.a.v.), gençlik yıllarında bu cemiyetin üyesidir. Peygamber olduktan sonra da bu hareketi hep övgüyle anmış, böyle bir oluşum içinde her zaman yer alacağını belirtmiştir. Hicretten kısa bir süre sonra Medine’de yaşayan müslümanlar, yahudiler ve müşrik Araplar arasında Hz. Peygamber’in önderliğinde hazırlanan Medîne Vesikası/sözleşmesi, hilfu’l-fudulun bir başka versiyonudur. Medine’de yaşayan dinî, siyasî ve etnik grupların iç işlerinde bağımsız, dış tehlikeler karşısında birlikte hareket etmelerini öngören bu sözleşme, şehirde siyasî birliği sağlaması, din ve vicdan hürriyetini, can, mal ve namus güvenliğini hukukî güvence altına alması gibi temel hükümleri içermektedir. Medine’de farklı dinî ve etnik toplumsal gruplar arasında imzalanan bu sözleşme, tarihsel ve dönemsel özelliklere sahip olsa da, ruhu ve kurucu ilkeleri yönüyle evrensel ve zamanlar üstü özellikler taşımaktadır. Onun hükümlerinden hareketle bugün için referans olacak bazı kurucu ilkeler elde edilebilir ve son tahlilde çoğulcu bir toplumsal projeye dayanak gösterilebilir.
İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANI
İsrail ve destekçilerinin sürdürdüğü soykırım niteliğindeki katliamları karşısında, savaşlara, soykırımlara, her tür barbarlık ve dehşete karşı durmak için kurulmuş Birleşmiş Milletler, iyi niyet açıklamalarıyla yetiniyor. Devletleri yönetenlerin vicdansızlıklarına rağmen halkların insanlık vicdanı, dünyanın her tarafında yapılan eylemlerle diriliğini, tepkisini gösteriyor. Akleden, hisseden bireylerin, soykırım amaçlı kuşatmaları kırma iradesinin güçlendirilmesi gerekiyor. Müslüman ülkelerin yöneticilerinin acizlikleri karşısında halklar, günümüz iletişim teknolojilerini en iyi şekilde kullanarak erdemliler hareketini örnek edinip onun çağdaş versiyonunu oluşturabilirler. Bu oluşum, insanlığın ortak vicdanını daha güçlü h§ale getirerek devletleri yönetenleri, soykırımı durdurmaya mecbur edebilir. Ama Hz. Peygamber’i örnek edinmesi gereken Müslümanlar olarak (Ahzâb suresi, 33:21) bunu da beceremiyoruz. Yaşadığımız dünyanın gerçekleriyle yüzleşme gücümüz yok, hamasetle avunuyoruz.