YAZARLAR
Babalar ve Çocukları-1
“Aile efradına namazı emret ve sen de ona kararlılıkla devam et. Biz senden rızık istemiyoruz, biz seni rızıklandırırız. Sonuç da dinî duyarlılık gösterenlerindir. (Taha, suresi, 20:132).
İslam hukukçularının görüş birliğine vardıkları hükümlerden birisi çocuğun velayetinin babaya, hidanesinin ise anneye ait olmasıdır. Velayet, çocuğun dini görevlerini öğretmek, Allah’a ve içinde yaşadığı topluma karşı görev bilinci kazandırmak, onu ahlak-ı hamîde ile donatmaktır. Bunun başında namaz gelir. Nitekim yukarıdaki ayette bu konunun babanın görevi olduğu vurgulanmıştır. Bu ayet geldiğinde Hz. Peygamber (s.a.s.) damadı Hz. Ali (r.a.) ile kızı Hz. Fâtıma’ya (r.a.) sabah namazına giderken seslenmiştir.
Burada namazın zikredilmiş olmasından maksat onunla sınırlı bir görev değil, ibadet bilincidir. Çünkü namaz bütün ibadetleri bünyesinde toplayan bir özelliğe sahiptir. Diğer bir ifade ile diğer ibadetler namazın açılımı gibi. Namazda oruç vardır, orucu bozan şeyler onu da bozar, bundan başka namazın içinde susma orucu da vardır. Namazda miraç vardır. Allah’ın huzuruna çıkılır. Namazda hicret vardır, Allah’a gidilir. Namazda münacat (yakarış ve diyalog) vardır, mü’min Rabbi ile konuşur, namaz da hacc vardır, onun evine gidilir, bilinci olan esasen O’na gider, Hz. Mevlana’nın dediği gibi “evi ziyaret herkesin işidir, evin sahibini ziyaret yürek işidir”, namaz ile zekât birçok ayette beraber zikredilir çünkü bu iki ibadet imanın varlığını ve kuvvetini gösterir.
Bundan dolayı Hz. Peygamber, kulun hesap günü ilk defa namazından hesaba çekileceğini, ondan hesabı kolay olanın diğer hesaplarını kolay vereceğini müjdeler. Çünkü namaz insana güzel ahlak kazandırır, kötülük ve çirkinliklerden alıkoyar (Ankebût suresi, 29:45) ve hesap gününe hazırlar. O sebeple babaların çocuklarına bırakabilecekleri en değerli miras huşu ile namaz kılmalarını sağlamaktır. Arkasında namaz kılan bir çocuk bırakanın amel defteri kapanmayacaktır. Çünkü namaz salih evlat olmanın ölçüsüdür. Kendisine dua eden salih evlat bırakanın amel defterinin kapanmayacağını Hz. Peygamber haber verir. Ana-babaya dua ise namazın içinde son oturuşta okuduğumuz duada vardır: “Ya Rabbi! Beni, anamı-babamı ve bütün mü’minleri bağışla!” (İbrahim suresi, 14:41).
Bu ayette aile efradına namaz bilincinin kazandırılmasına dair emirde dört nokta dikkat çekicidir:
Birincisi, namazı emretmek,
İkincisi, babanın söylediğini önce kendisinin yaparak iyi bir model olmasına dair talep,
Üçüncüsü, çocuğu hayatı hazırlarken rızık endişesinin olmaması, dünyevi bir beklentiyi manevi değerlerin önüne koymaması.
Dördüncüsü, gerçek mutluluk ve başarının manevi değerler (takva) ile geleceğini, maddi olanın kalıcı sefası ve mutluluğunun olmayacağının bilincinde olması.
Devamı sonraki yazıda…
En doğrusunu Allah bilir!
