YAZARLAR
“Oğlum, Bizimle Beraber Gel Şu Gemiye Bin!”
“Nûh, gemiden uzakta bulanan oğluna: ‘Yavrum! Gel bizimle beraber şu gemiye bin, nankörlerle beraber olma!’ diye seslendi. Oğlu: ‘Sen merak etme, beni boğulmaktan koruyacak bir dağa sığınır kurtulurum’ diye cevap verdi…” (Hûd suresi, 11:42-43).
Beş büyük peygamberden birisi olan Hz. Nuh’un (a.s.) elçi olarak gönderildiği kavmi ile mücadelesi Kur’ân-ı Kerîm’de anlatılır. Birçok ayette kendisinden bahsedildiği gibi Kur’ân’ın 71. suresi de onun adını taşır.
Bütün peygamberler gibi o da bir elçi olarak elest bezminde her bir insanın tek tek Rabbi ile yapmış olduğu sözleşmenin (Âraf suresi, 7:172) ayrıntılardaki hükümlerini kavmine getirmiştir (Al-i İmrân suresi, 3:33; Nisâ’ suresi, 4:163; Nûh suresi, 71:1). Ancak insanlardan içinde nefsin dışında İblis’in saptırıcı etkilerine yenik düşüp bu sözleşmeye aykırı davrananlar tevhid mücadelesinde ona cephe almışlar, çok azı hariç İlahi mesajı reddetmişler, Ved, Süvâ‘, Yegûs, Yeûk ve Nesr gibi putlara tapmışlardır (Nûh suresi, 71:23). Ayrıca ona yalancılıkla suçlamak, taşlamakla tehdit dahil her türlü eziyeti yapmışlardır. Hz. Nuh, kendilerine Allah’ın azabını haber verdiğinde bir an önce gelmesini isteyecek kadar da aymazlık içinde bulunmuşlardır (Hûd suresi, 11:32). Sonunda tufan gelmiş, Hz. Nuh’un yaptığı gemiye binen az sayıda inanmış insan hariç eşi ve oğlu dahil azgın güruh boğulup gitmiştir (Hûd suresi, 11:43; Furkân suresi, 25:37).
Her dönemde olduğu gibi davet edilen iman gemisine binmeyenler içinde insanı en çok üzen çocuklarının nankörlere uyarak baba davetine sırt çevirmesidir. Hz. Nuh’un gemisi iman gemisini temsil eder. Oğlu o gemiye binmemiştir ve iman konusunda nankörlük edenlere uyarak boğulup gitmiştir. Hz. Nuh ileriyi gören basiret ve ferasetiyle oğlunu gemiye davet etmiş o nankörlerin küfür gemisine binip helak olmuş, baba yüreğiyle Hz. Nuh, onun için Allah’a dua ettiğinde duası kabul görmemiştir.
Hz. Nuh’un kıssasında babalar ve çocukları ile ilgili ince dersler vardır. Çocuklarımızı iman-amel gemisine çağırdığımızda kafa olarak bizim ailemizden çıkıp başkasının gemisine binmemesi için doğduğu andan itibaren çocuklara gerekli ilgiyi gösterip aile kimliğini oluşturmak gerekir. Kur’ân-ı Kerîm’in babalara ve oğullara yemin etmesi ve peşinden de insanın yürek ağrısı çekecek, ciğeri parçalanacak bir sıkıntı içinde olacağının anlatılması (Beled suresi, 90:3-4) konunun ciddiyetini gösterir. Çocuklarla sınavın çetin olduğuna işaret için “fitne” kelimesinin kullanılmış olması (Teğabûn suresi, 64:15) da babalara ciddi bir uyarıdır. O zaman babaların çocuklarla ilişkisi nasıl olmalıdır? Bir sonraki yazıda bunu işleyelim.
En doğrusunu Allah bilir.
