Babalar ve Çocukları-2

Babalar ve Çocukları-2

“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, ürkütücü bir cüsseye sahip, son derece sert tabiatlı, Allah’ın emirlerine karşı gelmeyen ve emredileni anında yapan melekler vardır.” (Tahrîm suresi, 66:6).

Bu ayet, aile reisinin aile bireylerine dünya ve ahiret mutluluğunu kazandıracak, ateşten koruyacak tedbirleri almasını emretmektedir. Bu emrin öncelikle üç muhatabı vardır: 

Birincisi aile reisi olarak kendisidir. Öncelikle o, dinî görevlerini gücü ölçüsünde yerine getirmede hassasiyet göstermelidir. Çünkü psikolojik olarak insanın yapmadığı bir şeyi başkasından istemede motivasyon kaybına sebep olur. Bu tutum, aynı zamanda bir samimiyet problemidir, söylediğini kendisi yapmayanın inandırıcılık sorunu vardır. O sebeple aile efradına söz gelimi çocuklarına bir emri mesela namaz kılmalarını isteyen ya da kaçınmaları gereken bir hususa dikkat çeken söz gelimi ruh ve beden sağılığına zararlı bir video oyunundan uzak durmalarını talep eden baba kendisi öncelikle dediğini yapmalıdır. Bir İslam aliminin dediği gibi “çocuklarınız sizin ellerinizle işaret ettiğiniz yere değil ayaklarınızın gittiği yere giderler.” Çünkü çocuklar doğuştan bir özellik olarak yakınlarını ve sevdiklerini taklit ederler. 

İkincisi, eşidir. Öncelikle akli melekeleri yerinde bülûğa ermiş olan birisi bir erkeğin eşi de olsa doğrudan Allah’ın emir ve yasaklarına muhataptır. İbadetlerini ihmal eden bir kadına kocası sadece teşvik edip hatırlatmakla yükümlüdür. Tam ehliyetli (âkıl ve bâliğ) olan birisine zor kullanılarak ibadet yaptırmak anlamsızdır. Çünkü asıl olan kişinin özgür iradesi ile ibadetlerini yapmasıdır, zor kullanılarak korku ile yaptırılan eylemler sahibinin seçimi olmadığından ona bir faydası olmadığı gibi sürdürülebilirliği de yoktur. Belli ölçüde zorlama ancak ilk çocukluk döneminde alışkanlık kazandırmak amacıyla yapılabilir. Dolayısıyla bu mesele evlilik aşamasında Hz. Peygamberin, “sen dindar olanını tercih et ki elin bereket evin huzur görsün” uyarısına uygun şekilde hareket edildiğinde halledilmiş olur.

Üçüncüsü, çocuklarıdır. Ayet babanın çocuklarına, dini yükümlülüklerini yerine getirme konusunda duyarlılık kazandırma görevini hatırlatmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’in babalara ve oğullarına yemin etmesi ve sonra da bu konunun zorluğundan bahsetmesi (Beled suresi, 90:3-4) bu yöndeki başarı için özel bir çabanın gerekliliğine işaret eder. Nitekim diğer bir ayette mal ve çocukların ağır bir sınav (fitne) olduğuna dikkat çekilir (Enfâl suresi, 8:28; Tegâbün suresi, 64:15). Ancak bu sorunun çözülebilecek kolay bir tarafı da vardır. En azından anne-babanın vazifelerini yapmanın huzuru içinde olacakları yöntemler mevcuttur. Bir sonraki yazıda nasipse bunları ele alacağız.        

En doğrusunu Allah bilir!