Bize O Valizleri Önce Merkez Partiler Hazırlattı

Bize O Valizleri Önce Merkez Partiler Hazırlattı

Almanya’da AfD’nin Sachsen-Anhalt seçimlerinde yüzde 43,8’e ulaşması, siyaset mahfillerinde yine büyük bir telaş meydana getirdi. Televizyonlarda kaşlar çatıldı, gazetelerde “demokrasinin geleceği” üzerine makaleler yayımlandı. Herkes aynı suali soruyor: “İnsanlar neden AfD’ye oy verdi?”

İyi de, gerçekten bilmiyor musunuz?

AfD’nin başarısını yalnızca AfD’nin söylemleriyle açıklamak, siyaseten fazla kolay ve biraz da samimiyetsizdir. Çünkü bu başarının arkasında yalnızca AfD’nin propaganda mahareti değil, yıllardır beceriksizce yönetilen politikaların birikmiş faturası da vardır. Nitekim seçimde CDU yüzde 17,2’ye, SPD yüzde 9,3’e, FDP ise yüzde 2,6’ya geriledi.

Enflasyon yükseliyor, enerji pahalanıyor, kiralar artıyor, insanlar ev bulamıyor, sanayi başka ülkelere gidiyor, ekonomi tökezliyor, bürokrasi vatandaşı canından bezdiriyor, belediyeler taşıyamayacakları kadar yük altında kalıyor. İnsanlar siyasetten bıkıyor, yerleşik partilere güvenmiyor ve hükümetten memnun değil. Ama bırakın AfD’yi, diğer tüm partiler, bunların sorumluluğunu göçmenlere yıkmıyor mu? Konut meselesi mi var? Ekonomi kötü mü? Biraz daha yüksek sesle söyleyelim sorumlusu göçmenler! Bu iş böyle devam ederse yakında elektrik faturasını da göçmenlerin gönderdiğini düşüneceğiz. NSU terörünün açıklığa kavuşmaması için dosyaları alıp saklayan göçmenler değildi, değil mi?

İşte AfD tam da burada sahneye çıkıyor. Merkez partilerin yıllardır açtığı sahaya girip aynı korkuları daha yüksek sesle dillendiriyor.

Kısacası, buna yalnızca AfD mi sebep oldu? CDU/CSU, SPD, FDP ve Sol Parti’nin de bu siyasi iklimde hiç mi mesuliyeti yok?

Hele şu “İslam” meselesine bakalım. Artık, seçim tartışmalarında İslam, Müslümanlar, göç, sığınma, sınır, güvenlik, terör, uyum, camiler, imamlar, şeriat, toplumun birbirinden kopması, göçmenlerin geri gönderilmesi, din özgürlüğü ve anayasal düzen konuşulmadan seçim kampanyası yapmak neredeyse mümkün değil. Bunlar elbette konuşulabilir. Fakat meselenin nasıl konuşulduğu, meselinin sadece Müslümanlara tokat atılması için kullanılması da önemlidir.

Daha dün Friedrich Merz’in “Stadtbild/şehrin manzarası” tartışmasını yaşamadık mı? Böylece Başbakanımızın ağzından göçmenleri şehirlerin kötüye gidişinin sembolü hâline getirmedik mi?

Şimdi AfD milyonlarca göçmeni zorla gönderebilir diye korkuyoruz. Korkalım. Ama önce aynaya bakalım.

Bu arada, Berlin seçimlerinde pili bitmiş FDP’nin sarıldığı “Freiheit statt Islamismus” sloganını da unutmayalım. Bu slogana balıklama atlamayan hangi merkez partimiz var?

Yani ve kısaca, AfD’nin yükselişi yalnızca AfD’nin meselesi değildir. Bu, aynı zamanda CDU/CSU’nun, SPD’nin, FDP’nin ve Sol Parti’nin yıllardır biriktirdiği beceriksiz politikaların da neticesidir. Çünkü siyaset boşluk kabul etmez. Siz sorunları çözmezseniz, başkası onların üzerine hikâye kurar.

Bugün AfD’nin hazırladığı valizlerden korkuyoruz. Oysa asıl mesele şu: Bize o valizleri önce merkez partiler hazırlattı. Şimdi de neden AfD valizlerimizi elimize vermek istediğini soruyoruz.