“Kırdığını Gördüyse Tamirini De Göster”

“Kırdığını Gördüyse Tamirini De Göster”

Çocukların yanında tartışmayı normal, eşimize sarılmayı ise ayıp mı görüyoruz? Oysa çocuklar sevgiyi de çatışmayı da bizden öğreniyor. Onlara bıraktığımız aile mirasında kırgınlıklar kadar özür dilemenin, gönül almanın ve mutluluğu birlikte inşa etmenin de yeri olmalı.

Yusuf Yeşilkaya

Bir seminerde katılımcılara “evde çocukların yanında zaman zaman eşinizle tartıştığınız hatta bazen kavga ettiğiniz oluyor mu?” diye sormuştum. Katılımcıların büyük çoğunluğu “evet” diyerek onayladı. Geriye kalan kısmı ise başı ile onaylayarak ikrar etti. Hatta bir katılımcı, cüret göstererek “Hocam, tartışma olmayan ev mi olur?” dedi. Yorum yapmadım ve hemen ikinci soruyu sordum. “Peki, dışardan eve geldiğinizde çocukların gözü önünde eşinize sarılıyor musunuz?” Salonda bir tereddüt havası hâkimdi. Bir iki katılımcı evet dedi. Geriye kalanlar, bakışları dikleştirdi. “Ne diyor bu adam” der gibiydiler. İlk soruya cüretkâr olarak cevap veren katılımcı, yine cüretkâr bir şekilde “tövbe, tövbeeee! Hiç çocukların yanında insan eşine sarılır mı? Ayıp denen bir şey var yahu!” dedi, kafasını sağa sola sallayarak. Çevresindeki birkaç katılımcıdan da destek alarak, söylenmeye devam etti.

YAZARLAR | 15 Eylül 2022
Ailede Sevgi ve Huzur

“Biz Babadan Böyle Gördük”

Salon istediğim kıvama gelmişti. “Değer yargılarımıza bir bakar mısınız? Çocukların yanında tartışmak çok normal. Ama musafaha anlamında sarılmak, bunu çocuklara göstermek ayıp.” dedim. Sonra ekledim, “çocuklar aile ortamında ne görürlerse, kendi yaşamlarında onu uygulayacaklar. Dahası evlenip çoluk çocuğa karıştıkları zaman da aynı uygulamalar devam edecek.” Biz babadan böyle gördük, kültürü çok yaygın maalesef. 

O zaman şimdi tekrar soralım. Evlerimizde eşimizle tartışıyor muyuz? Birbirimize sesimizi yükseltiyor muyuz? Kavga edip küstüğümüz oluyor mu? Salondaki cüretkâr katılımcının dediği gibi sizlerin de “olmaz mı” dediğinizi duyuyorum. Çevremde gördüğüm her evlilikte ve kendi evim dâhil zaman zaman tartışmalarımız oluyor. Tartışmanın olmadığı bir ev ortamı neredeyse yok gibi. 

Aslında bu yazımızda evdeki tartışma ortamlarını değil de çocukların gözü önünde yapılan tartışmaları ve çocuklar üzerindeki etkisi üzerinde paylaşım yapmak istedim. Bir televizyon dizisi vardı. Anne ve baba tartışacağı zaman “mutfak” diyorlardı ve çocukların yanından ayrılıp mutfakta tartışıyorlardı. Çocukların yanında tartışmayalım mesajı veriyordu. Güzel rol model olarak değerlendirilebilir. Ancak yaşadığımız hayat, o kadar pürüzsüz ve tek düze değil ki! Hayatımız içindeki meşakkatleri sıralamak istemiyorum. Sıraladıkça ardı arkası kesilmez. Lakin aile hayatında sorumluluklar yerine getirilemediği zamanlar, çok olmaya başladı. Yerine getirilemeyen sorumluluklar bile büyük bir tartışma sebebi oluyor. Mecburen tartışıyoruz yani.

Hayaller… Hayatlar…

Teknolojinin baş döndürücü hızla gelişmesi, dijitalleşen dünya bireysel yaşamı kolaylaştırıyor mu? Evet. Bir para havalesi için bankaya gitmeye saatlerce kuyrukta sıra beklemeye gerek yok. Otuz saniyede işlem tamam. Fakat bu gelişimin kendi içinde barındırdığı tehlike ve tuzaklar var. En önemlisi teknoloji bağımlılığı gibi. Zamanın büyük bir bölümünü ekran karşısında geçirmek gibi. Ekranda gördüğü her şeye sahip olmayı dilemek gibi. Ekranda servis edilen gösterişli yaşam biçimlerini arzulamak gibi. Sonunda hayallerin başka hayatların başka olması gibi. Ekranda gördüğünü bulamayınca evde bulduğuna öfkelenip evdekilere sarmak gibi.

AİLE | 11 Ekim 2023
Evlilikte Sınırlar Hayat Kurtarır

Problemler Devam Ettikçe…

Ebeveynlerin elinde olan veya elinde olmayan sebeplerden dolayı gerçekleşmeyen ev sorumlulukları, başlı başına tartışma problemi olabiliyor. Önceleri nezaketle uyarılar başlıyor. Sonra ufak tefek iğnelemeler yer almaya başlıyor. Problemler devam ettikçe, sorunlar çözülemedikçe nezaket yerini kabalığa bırakıyor. Kaşlarını çatmaktan çekinen eşler, birbirini kırmaktan incitmekten çekinmez hâle geliyor. Bunları çocukların yanında tartışmaktan çekiniyor önceleri. Ama zamanla çoluk çocuk kim varsa her şey ortaya dökülmeye, ortalık yerde tartışılmaya başlıyor. Hatta zamanla sadece sözler yükselmiyor, sesler de yükseliyor. Üslup bozuluyor, kırmak dökmek normalleşiyor. İşin içine hakaret belki küfür de girince işler sarpa sarıyor. Şiddet kısmına hiç girmiyorum. Girmek istemiyorum.

Sürekli tartışmaların, kavgaların, hakaretlerin havada uçuştuğu bir ortamda yetişen, büyüyen kişinin hâli çok zordur. Çünkü sevgi ve hoşgörü ikliminde yetişen birey büyüdüğünde kendi aile ortamında aynı iklimi oluşturmaya çalışıyor. Kavga ve kaos ortamında büyüyen, büyüklerinden küfür ve hakaret gören, ebeveynlerinden zorbalık gören kişi de kendi aile ortamında aynı şeyleri yapmaya çalışıyor. Ve uzun soluklu bir aile ortamı da olmuyor zaten. Cicim ayları bittiğinde ilişki de bitiyor maalesef. 

AİLE | 22 Ekim 2021
Çiftler Arasında Sağlıklı Tartışma Kuralları

Aile Mirası

Çocukluğunda şiddet gören, zorbalığa uğrayan bireylerin büyük bir bölümü aynı şiddeti, aynı zorbalığı kendisi de yapıyor. “Ben yaşadım, bu kötü bir şey” demiyor. “Biz böyle gördük böyle yaparız” diyerek yanlışı sürdürme eğilimi içine giriyor. Yanlışı doğru, anormali normal görmeye, kabul etmeye ve yaşamaya başlıyor. Kendisi yaşadığı gibi çevresine de yaşatmaya çalışıyor. Aile mirası gibi tartışmalar, kavgalar alıp başını gidiyor.

Aile içinde yaşanan tartışmaların, kavgaların etkisi sadece anne ve baba ile sınırlı kalmıyor. Çocukların bugününü ve yarınlarını da etkiliyor. Suçlama ortamında büyüyen bireyler büyüdüklerinde çok ciddi güven problemi yaşıyorlar. Yaşadığımız gerilime çocukları ortak etmeye hatta çocukların yarınlarını çalmaya hakkımız yok. Ne yapacağız o halde?

Mutluluğu Birlikte İnşa Etmek

Çözümü sihirli formüllerde aramaya gerek yok. Sihirli formül de yok zaten. Hayat ve hayatın gerçekleri var. Ve bu gerçeğin içinde kavga varsa barış da olmalı. Kaos varsa çözüm de olmalı. Kırıp dökme varsa tamir de olmalı. 

Ve çocuklarımız… Ciğerparelerimiz… Kavgayı görüyorlarsa barışı da göstermeliyiz. Kaosu görüyorlarsa çözümü de göstermeliyiz. Kırıp döktüğümüzü görüyorlarsa nasıl onardığımızı, nasıl tamir ettiğimizi de göstermeliyiz. 

Görsünler ki, yarın kendi hayatlarında da kırınca tamir etmeyi bilsinler. İncitince gönül yapmayı öğrensinler. Hata yapınca özür dileme ve hatasını telafi etme becerisine sahip olsunlar. 

Unutmayalım ki evlilik, sadece iyi insana denk gelme şansı değildir. İyi insanı aramak kadar iyi insan olmaya çabalamaktır. Mutlu olmayı, mutlu edilmeyi beklediğimiz kadar mutlu etme çabasında olmaktır. Mutluluğu birlikte inşa etme çabasıdır ve bu çaba çok kıymetlidir.

yusufyesilkaya@gmail.com