Yazarlar

Avusturya’da Müslümanlar Hedef Gösterilirken

İslam düşmanlarını kale almıyoruz da, Bir Müslüman nasıl olur da, Müslümanların camilerini, Kur’an Kurslarını, derneklerini, anaokullarını fişleyip, yaftalayıp hem aşırı sağcılara hem de İslam düşmanlarına servis edebilir?
09 Haziran 2021

Avusturya’nın sağcı ve Yeşil iktidarının uzun süreden beri gündemde olan “İslam Haritası” nihayet yayımlandı. Haritada ülkedeki tüm camiler ve diğer İslami kurumlar “Yahudi düşmanı, kadın düşmanı, siyasal İslamcı, aşırıcı, entegrasyon karşıtı” şeklinde karalanıp lekeleniyor.

Almanya’nın mangalda kül bırakmayan Yeşil, Sol, Liberal, Sosyal Demokrat siyasetçileri sus pus. Ne insan haklarından, ne hedef göstermeden bahsediyorlar, sanki Avusturya’da hiçbir şey olmamışçasına başka mecralarda yüzüyorlar. Yeşillerin, solcuların, Hristiyan ve sosyal demokratların çok sevdiği Müslümanlar da suskun.

Şükür ki, artık Avrupa Konseyi dahi olanlara dayanamayıp, İslam haritasının “İslam düşmanlığı” olduğunu açıkladı. O da çok cılız olarak kaldı.

Şu Avusturya’da iktidara baktığımızda bir tarafta sağ, bir tarafta sol-yeşil var. Adalet Bakanı da Bosna asıllı bir Yeşilci. Hem de hukukçu. İşte böyle kişilerin iktidar olduğu Avusturya’da Viyana Üniversitesi Rektörü, “Benim logomu kullanamazsın” deyip acayip tepki gösterdi.

Ama bu tepki, timsahın göz yaşı tepkisinden öte değil. Çünkü haritayı yayımlayan kurum, kurumun başındaki prof. Viyana Üniversitesine bağlı. Dolayısıyla rektörün bu davranışı bir erdem değil, vicdanî rahatsızlık da değil. Sadece yaman bir çelişki ilişinde olduğunu ortaya koyuyor. Rektörün içinde bulunduğu durumu yorumlamak gerçekten de zor.

Her bir cami, her bir İslami kurum, “Yahudi düşmanı, kadın düşmanı, siyasal İslamcı” diye lekelenip telefon ve adresleri ile hedef gösterilirken bir de hükûmetin, “Müslümanlara karşı genel bir suçlama yok, sadece şeffaflık var” demesi, Avusturya’da İslam düşmanlığındaki utanmazlığın artık sınır tanımadığını gösteriyor. Herkesi, boynuna suçlu beratı takarak sergile ve buna da şeffaflık deyip “herkesi suçlamıyorum” de.

Ama ben burada bu İslam düşmanlarını o kadar kale almıyorum. Ancak, hep merak ederim! Neden bazı Müslümanlar sadece, aşırı sağcı, İslam düşmanı, cami ve din düşmanı kişiler tarafından el üstünde tutulur, özel görevlere getirilir de Müslümanların çoğunluğuna düşmanlık ederler? Kendilerinin bu İslam düşmanlarının övgüsüne talip olabilmeleri için neden Müslümanların genelini, İslam düşmanlarının genel suçlamaları ile suçlamaktan büyük bir zevk duyarlar? Bir Müslüman nasıl olur da, Müslümanların camilerini, Kur’an Kurslarını, derneklerini, anaokullarını fişleyip, yaftalayıp hem aşırı sağcılara hem de İslam düşmanlarına servis edebilir? Anlayabilen var mı? Bu nasıl bir psikoloji, bu nasıl bir karakter, nasıl bir savrulmadır?

Pin It on Pinterest

Paylaş