Toplumsal Statü – Bürokratik Makam

Toplumsal Statü – Bürokratik Makam

“Sabah akşam Rablerine, sırf O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme!” (Kehf suresi, 18:28). 

Devlet aygıtı, toplumsal düzeni sağlamak, beklenen hizmetleri üretmek amacıyla örgütlenmiş ana yapı demektir. Bu hedefler hiyerarşik düzen içinde işleyen ve sahibine belli yetkiler-sorumluluklar verilen bürokratik makamlarla gerçekleştirilir. Bunun yanında toplum içinde resmî bir ünvanı olmasa da servet, şöhret ve şecaatinden kaynaklanan güce sahip insanlar da vardır. Böyle insanlara bir teveccühün bulunduğu da inkâr edilemez. Çünkü gücün ise gizli bir çekiciliği vardır. Ancak makam, statü şayet “itibar” ile ilişkili değilse bu teveccüh samimi değildir, sadece o gücün devamına bağlıdır. Tarih, bir insanın gerçek gücünü bunlardan değil; ahlaki duruşundan, değerlerinden ve karakterinden aldığını belgeleyen örneklerle doludur. Bu konuda peygamberlerin kavimleri ile ilişkisine bakmak yeterlidir.

HAYAT | 10 Mayıs 2023 İnsan Olmak: Büyüklere Hürmet Küçüklere Şefkat Gerektirir

İnsana itibar kazandıran ise ahlakıdır. Yani onun tevazuu, diğergamlığı, sorumluluk bilinci, adaleti ve muhabbeti bu itibarı sağlayan enerji kaynaklarıdır. Kişiye esas güç katan da bunlardır. İtibar, insanların gönlünde kurulan tahttır ve statüler, makamlar kaybolduğunda ya da zaman sebebiyle sonlandığında devam eden manevi statüdür. Yukarıdaki ayet-i kerime bu hususa da işaret etmektedir. Kureyş’in ileri gelenleri Hz. Peygamber’den sahabenin büyüklerinden de olsa garibanlıkları dolayısıyla onlarla beraber bulunmayı onur kırıcı olarak gördükleri kişileri yanından uzaklaştırmasını kendisi ile konuşmak için şart koşmuşlardı. Benzer bir durum ile Hz. Nuh da karşılaşmış ve kavmi ona, “senin bizden ne farkın var, üstelik sana uymuş olanlar da bizim gibi eşraftan olanlar değil ayak takımıdır, kaldı ki senin doğru söylediğini de kabul etmiyoruz” anlamına gelen sözlerle itiraz etmişlerdi (Hud suresi, 11:27).

Ayet, onların statülerinin değil bahse konu sahabîlerin Müslümanca duruşlarının daha değerli olduklarını vurgulamaktadır. Buna göre hangi insanların değerli olduğunu, tutum ve davranışlara değer katan, faziletli olanın ne olduğunu onlar değil ancak Allah belirler (En‘âm suresi, 6:52-55). 

Bu sözleri söyleyenler bir müddet sonra ya Müslüman olmuş onların statüsüne gelerek itibar kazanmışlar ya da İslam’ı reddedip şöhretleri ile helak olup gitmişlerdir. 

İnsanı insan yapan maddi varlığı değil insanlığıdır. Hz. Mevlana’nın dediği gibi, “nice elbiseler gördüm içinde insan yok, nice insan gördüm üstünde elbise yok!” 

En doğrusunu Allah bilir!