Avrupalı Müslüman Kimliğinin İnşası

Avrupalı Müslüman Kimliğinin İnşası

Kimlik mevzusu, üzerine ciltlerce yazılacak derinliktedir. Bunun sebebi, insana mahsus olan kendini bilme ve tanıma hususiyetiyle ilgilidir. Kendini bilme, tanıma ve keşfetme gayreti, alemde sadece insana bahşedilmiş bir özelliktir. İnsanın nereden gelip nereye gittiği, varoluşunun gayesi, hayatın anlamı gibi sorular, kimlik denen mefhumun içeriğinden bağımsız değildir. Kişinin kendisini nasıl tanımladığı, hayatı nasıl anlamlandırdığının da göstergesidir. Eğer kimliğinin kaynağını fizik alemle sınırlı görmeyip, ötelerin ötesi olan metafizik alanla bağlantılı görürse, bu durumda bedenini değil ruhi ve manevi yönünü esas alır. Yok eğer, modern dönem zihniyetinin sonucu olarak kendisini sadece görünür alemle alakalı görürse, varlığını dünya ile kayıtlandırır. Bu şekil bir tanımlamanın bizi ulaştıracağı çıkmaz sokak ise, dünyevileşme diye nitelenen sekülerleşmedir.

YAZARLAR | 24 Nisan 2025 Avrupa’da Müslüman Karşıtlığı: Devlet Politikalarıyla Derinleşen Bir Ayrımcılık

Kimlik, kimilerince bir inşa sürecinin sonucudur. Tabiri caizse, hesap ve kitaba gelir bir mühendisliktir. Ya tarihten bize miras kalan kimlikler benimsenir (ki insanların çoğu böyle yapar), ya da birey kendi kimliğini inşa eder ve belirler (ki bu çileli yola çok az kişi azmeder). Geçmiş bilgeler ise, bu inşayı kolaylaştıracak olanın, yeniden ve sıfırdan bir belirlenim olmadığını söylemişlerdir. Meselenin keşfetmekle ilgili olduğuna dikkat çekmişlerdir. Eski Yunanda Delphi Tapınağı’nın girişinde altın harflerle yazılı olan ifade, “Kendini bil” cümlesi bizleri keşfe davet etmektedir. Buradaki bilmek, esasında tanımaktır. Nitekim Peygamberimiz; “Kendini bilen, Rabbini bilir” sözündeki vurgu, tanımak ile ilgilidir. 

Geleneksel bilgelik, kutsal ile rabıtası olan kimliğin keşfini, modernite ise kutsiyetten arındırılmış ve sekülerleşmiş bir inşayı arzulamaktadır. Dolayısıyla kadim bilgeliğin temsili iddiasını taşıyan (taşıması gereken) Müslüman kimliği ile, Avrupa’ya hakim olan modern zihniyetin inşa ettiği kimlik anlayışı farklı paradigmalara sahiptir.

Teorik düzeyde işaret etmeye çalıştığımız farklılığa rağmen, bir de yaşanan bir gerçeklik vardır. O da yüzyıla yaklaşan bir süreçte Avrupa’nın demografik yapısında görünür olmaya başlayan Müslümanlardır. Güncel rakamlara göre Avrupa’da, 40 milyonu aşan ve genel nüfusun yüzde 7’sine tekabül eden Müslüman vardır. Bu yadsınamaz durum, Avrupalı Müslüman kimliğinin ortaya çıkmaya başladığının göstergesidir. 

Gelecek on yıllarda en çok tartışılacak olan konuların başında, Avrupalı Müslüman kimliğinin içeriği olacaktır. Avrupa devletlerinin ve entelektüellerinin, oluşmakta olan bu yeni kimliğin Batı’nın aydınlanma değerleriyle barışık olmasını arzuladıkları ayan beyan ortadadır. Bu ne derece mümkündür sorusu, hem anlamlı hem de ufuk ve yol açıcıdır. Gelecek yazılarımızda bu hususu irdelemeye devam edeceğiz.