YAZARLAR
Kazancın Helal veya Haram Oluşunun İbadetin Kabulüne Etkisi
@Shutterstock
“Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz temiz (tayyib) şeylerden yiyin. Eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’na şükredin.” (Bakara suresi, 2:172).
Ayette geçen tayyibât kavramı; şaibeden uzak, temiz, meşru ve kişinin içine sinen işlerden elde ettiği kazançları ifade eder. Bunun karşıtı ise habâis olup, habîs kelimesinin çoğuludur. Kötü, pis, murdar, iğrenç ve vicdanı rahatsız eden şeyler anlamına gelir. Yalan, hile vb. haksızlıklarla elde edilen kazanç gibi!
Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Peygamber’in görevlerinden birinin temiz ve iyi olan şeyleri (tayyibât) helâl, kötü ve pis olan şeyleri (habâis) ise haram kılmak olduğu belirtilmektedir (A’râf suresi, 7:157).
İslam’a göre kişinin kazancının helâl veya haram oluşu, ibadetlerinin ve dualarının kabulüne etki eden unsurlardan biridir. Bu sebeple Hz. Peygamber, “Helâl kazanç peşinde koşmak farz üstüne farzdır.” buyurmuştur (Taberânî, el-Muʿcemü’l-kebîr, nr. 9993).
Konuyu daha ayrıntılı biçimde açıklayan bir başka hadiste ise Hz. Peygamber, helâl ve temiz rızıkla beslenmeyi emreden ayetleri (Bakara suresi, 2:172; Mü’minûn suresi, 23:51) okuduktan sonra şöyle buyurmuştur: “Saçı-başı dağılmış, üstü-başı toz toprak içinde hacc ve umre gibi bir ibadeti ifa edip uzun ve meşakkatli yoldan gelmiş birisi ellerini kaldırarak, ‘Ey Rabbim! Ey Rabbim!’ diye dua eder. Oysa yediği haram, içtiği haram, giydiği haram; haramla beslenmiştir. Böyle bir kimsenin ibadet ve duası nasıl kabul edilsin?” (Müslim, “Zekât”, 65).
Görüldüğü üzere hadis, ibadetin kabulünde şekil şartlarının yeterli olmadığını kazancının da meşru olması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Hz. Peygamber bu hususu namaz örneği üzerinden de şöyle ifade etmiştir: “Kim on dirheme bir elbise satın alır da onun içinde bir dirhem haram para bulunursa, o elbiseyle kıldığı namazı Allah kabul etmez.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II, 98).
Benzer şekilde hac ibadetine ilişkin rivayetlerde de helâl kazancın önemi vurgulanmaktadır. Buna göre hac için ihrama giren kimse “Lebbeyk Allahümme lebbeyk…” dediğinde, eğer yol masraflarını helâl kazançla karşılamışsa kendisine “Hoş geldin! Haccın makbul ve mebrur olsun.” diye karşılık verilir. Buna karşılık haram kazançla hacca gelen kimsenin ibadetinin Allah katında makbul olmayacağı ifade edilmektedir (Taberânî, el-Muʿcemü’l-evsat, nr. 5228).
Sonuç olarak söylemek gerekirse helâl kazanç bilinci ve kul hakkı duyarlılığı ibadetlerin kabulünde etkili bir unsur ve fert ile toplum hayatında huzurun kaynağıdır.
En doğrusunu Allah bilir.
